CONFLICTED in Turkish translation

[kən'fliktid]
[kən'fliktid]
çelişkili
contradiction
conflict
paradox
dilemma
discrepancy
ambivalence
inconsistencies
çatışan
fighting
to engage
than infighting
combat
çakıştı
çekişmede
çelişik
conflicted
contradictory
çelişen
to contradict
çelişkide
contradiction
conflict
paradox
dilemma
discrepancy
ambivalence
inconsistencies
çelişki
contradiction
conflict
paradox
dilemma
discrepancy
ambivalence
inconsistencies

Examples of using Conflicted in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
I'm so conflicted.
Bu çok çelişkili.
Stand back and watch the hordes of these conflicted souls perform their final unconflicted act.
Yaslanıp arkasına seyrediyor bu kavgacı ruhlar sürüsünün sonuçsuz son gösterisini.
Are you feeling conflicted about something?
Bir şey hakkında çelişkili mi hissediyorsun?
But now that I accept that, I feel much less conflicted.
Şimdi bunu kabul ettiğim için kafam çok daha rahat.
I think Charlie is conflicted at the moment.
Şu anda Charlienin kafası çok karışık.
Because she's conflicted.
Çünkü kafası çok karışık.
Sure. I think Charlie is conflicted at the moment.
Tabii. Şu anda Charlienin kafası çok karışık.
Conflicted about helping him. I told your father that you were.
Babana, ona yardım etme konusunda kafanın karışık olduğunu söyledim.
It's very conflicted.
Yeah,'cause he genuinely didn't wanna move in and was totally conflicted.
Evet, çünkü içten içe taşınmak istemiyordu ve kafası çok karışmıştı.
I was so conflicted.
kafam çok karıştı.
The"lifespan" of a monument intended to foster friendship with Armenia underscores Turkey's conflicted attitude.
Ermenistan ile dostluğu ilerletme amaçlı bir heykelin'' ömrü'', Türkiyenin çelişkili tavrını gösteriyor.
Computer Camp conflicted, and… Oh, yeah, that was here when I arrived.
Bilgisayar Kampı uyuşmadı, ve… Evet, geldiğimde bu da buradaydı.
And-And I was feeling conflicted about the fact that I… That I was the keynote speaker at his funeral.
Ve onun cenazesinde açılış konuşmacısı… olduğum gerçeği, bende çelişik duygular uyandırdı.
Computer Camp conflicted, and.
Bilgisayar Kampı uyuşmadı, ve.
but Computer Camp conflicted, and… Oh, yeah, that was here when I arrived.
Geçen yıl gelmeyi çok istemiştim, ama Bilgisayar Kampıyla çakıştı ve.
That I was the keynote speaker at his funeral. And-And I was feeling conflicted about the fact that I.
Ve onun cenazesinde açılış konuşmacısı… olduğum gerçeği, bende çelişik duygular uyandırdı.
The major's conflicted. There's a part of him that's not completely signed up to Cheyenne yet.
Binbaşı çelişkide. İçinde hala Cheyenne tam olarak güvenmeyen bir parça var.
Computer Camp conflicted, and.
Bilgisayar Kampıyla çakıştı ve.
And in need of spiritual guidance. And as such' he Was deeply conflicted about the implications of his Work.
Yaptığı şeyin içeriğiyle ilgili çok derin çelişki içinde… olduğundan dolayı ruhani rehberliğe ihtiyacı vardı.
Results: 70, Time: 0.0745

Top dictionary queries

English - Turkish