CONFUSING in Turkish translation

[kən'fjuːziŋ]
[kən'fjuːziŋ]
kafa karıştırıcı
karışık
complex
messy
mess
intricate
chaotic
assorted
medley
tricky
mixed-up
confusion
karmaşık
complex
intricate
messy
chaotic
elaborate
tricky
complexity
complicated
sophisticated
confusing
şaşırtıcı
to be surprised
akıl karıştırıcı
karışıktır
complex
messy
mess
intricate
chaotic
assorted
medley
tricky
mixed-up
confusion
kafa karıştırıyor
kafa karıştıran
karmaşıklaşırken
complex
intricate
messy
chaotic
elaborate
tricky
complexity
complicated
sophisticated
confusing
karışıklık
complex
messy
mess
intricate
chaotic
assorted
medley
tricky
mixed-up
confusion
karmaşıktır
complex
intricate
messy
chaotic
elaborate
tricky
complexity
complicated
sophisticated
confusing
karmaşıksın
complex
intricate
messy
chaotic
elaborate
tricky
complexity
complicated
sophisticated
confusing

Examples of using Confusing in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Did you give him confusing change?
Ona kafa karıştıran bozukluğu verdin mi?
It was very confusing.
Anyway, I will take Earth out of the equation because it gets a little bit confusing.
Neyse, Dünyayı bu denklemin dışında tutacağım çünkü biraz kafa karıştırıyor.
Confusing. Yeah, it's really quite.
Evet çok… karışıktır.
Dogs barking, very confusing.
Köpekler havlıyor, çok şaşırtıcı.
My cousin. Gets confusing sometimes.
Bazen karışıklık çıkabiliyor.- Kuzenim.
All these confusing thoughts And mindless mind.
Tüm kafa karıştıran düşünceler Ve akılsız akıl.
We got lost, you're map was very confusing.
Kaybolduk. Haritan çok kafa karıştırıcıydı.
It gets a bit confusing about who asked who to do what.
Kimin kimden ne yapmasını istediği biraz kafa karıştırıyor.
These woods are very confusing.
Bu orman çok karışıktır.
Yes, something rather confusing.
Evet, epey şaşırtıcı bir şey.
It was a sort of confusing time loop.
Kafa karıştıran bir zaman döngüsü vardı.
Gets confusing sometimes. My cousin.
Bazen karışıklık çıkabiliyor.- Kuzenim.
It gets a little confusing.
Ama biraz kafa karıştırıyor.
He was very confusing.
O çok kafa karıştırıcıydı.
I hope someone's driving you… cause the roads around there are hopelessly and gloriously confusing.
Çünkü yollar korkunç ve inanılmaz karışıktır. Umarım seni.
It's all very confusing.
Bu çok şaşırtıcı.
You're so confusing. Why are you doing this to me?
Çok karmaşıksın. Bana bunu neden yapıyorsun?
As far as I'm concerned there isn't anything confusing about us.
Benim açımdan bizimle ilgili kafa karıştıran bir şey yok.
But it's confusing in that house because of their son Manny.
Fakat o evde oğulları Manny yüzünden karışıklık olacaktı.
Results: 848, Time: 0.0569

Top dictionary queries

English - Turkish