CRAVING in Turkish translation

['kreiviŋ]
['kreiviŋ]
istiyorum
ask
want
wanna
to seek
wishing
requesting
demanding
arzumuz
desire
wish
want
lust
will
urge
passion
aspire
appetite
desirable
canım
life
soul
die
dear
perish
oh
özlem
longing
yearning
miss
craving
ozlem
nostalgia
aşermesi
kirletiyorlar
tainting
craving
polluting
arzulayan
desires
wants
crave
longs
a willing participant
yearns for
aspiring
lust
bir açlık
hunger
a famine
starvation
craving

Examples of using Craving in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Craving Tahiti and simple sun
Tahitiyi istemek, basit güneşi
I was craving this, Sang-soon.
Buna aşeriyordum Sang-soon.
That's why you have been craving pure blood.
Bu yüzden saf kanı bu kadar çok istiyorsun.
You're craving for seLf-controL.
Kendine hakim olmak istiyorsun.
Soon you start craving that attention with the hungry obsession of any junkie.
Yakın zaman sonra bu etkilenmeyi bir uyuşturucuya bağımlıymışsınız gibi aç bir takıntıyla arzularsınız.
Kept craving those apples.
Sürekli elmaya aşeriyordum.
At the least, you will spend your next weeks craving more of this.
En azından, gelecek haftalarınızı bunun çok daha fazlasının özlemiyle geçireceksiniz.
You will spend your next weeks craving more of this. at the least.
En azından, gelecek haftalarınızı… bunun çok daha fazlasının özlemiyle geçireceksiniz.
The craving will come back,
Peki açlık geri gelince,
I mean, what if we suddenly get a craving and I want to eat her?
Yani ya birden açlık çekeriz de onu yemek istersem?
You're gonna start craving blood. Until you get it, you're gonna feel out of it.
Kana susamaya başlayacaksın ve ona ulaşana kadar kendine gelemeyeceksin.
Liz had this craving.
Lizin bir arzusu vardı.
Every… Craving is different.
Her kriz farklı.
A doctor craving for money?
Yana yakıla para arayan bir doktor?
No… Resist your craving!
İştahına karşı koy! Hayır!
Resist your craving! No.
İştahına karşı koy! Hayır.
It's a very childlike craving.
Çok çocukça bir arzu.
pain and craving.
ağrı ve kriz!
From this sweet, sweet craving♪.
Bu tatlılıktan tatlı krizine.
Nothing more primal than a zombie craving brains.
Zombilerin beyne düşkün olmalarından daha doğal bir şey olamaz.
Results: 88, Time: 0.0793

Top dictionary queries

English - Turkish