CRIMES in Turkish translation

[kraimz]
[kraimz]
suçları
crime
criminal
felony
fault
offense
guilt
blame
offence
charge
cinayetleri
murder
homicide
crime
kill
suçlar
crime
criminal
felony
fault
offense
guilt
blame
offence
charge
suç
crime
criminal
felony
fault
offense
guilt
blame
offence
charge
suçu
crime
criminal
felony
fault
offense
guilt
blame
offence
charge
cinayetler
murder
homicide
crime
kill
cinayet
murder
homicide
crime
kill
cinayetlerin
murder
homicide
crime
kill

Examples of using Crimes in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Ordinary crimes. These are no.
Bunlar sıradan cinayetler değildir.
But solving crimes isn't all about getting shot at.
Ama cinayet çözmek vurulmaktan ibaret değildir.
Copycat crimes. You know, photos, stories.
Bilirsin, fotoğraflar, hikâyeler… taklit cinayetler.
Local news, some crimes, some human interests.
Yerel haberler, cinayet, insanlarin ilgisini çekecek seyler.
You know, photos, stories, copycat crimes.
Bilirsin, fotoğraflar, hikâyeler… taklit cinayetler.
Edgar Alan Poe"Os Horrendos Crimes da Rua Morgue.
Edgar allan poe'' morg sokağinda cinayet.
Three previous crimes.
Üç suçta kullanılmış.
How about facing the public and acknowledge your crimes at the very end?
Sona gelmişken halkla yüzleşip suçlarınızı itiraf etmeye ne dersiniz?
You will begin by writing the story of your lives… and by confessing your crimes.
Hayat hikayelerinizi yazmaya ve suçlarınızı itiraf etmeye… başlayacaksınız.
I'm a detective that works sex crimes.
Ben seks suçlarında çalışan bir dedektifim.
Isn't there a law against profiting off your own crimes?
Kendi suçundan kazanç sağamayla ilgili bir kanun yok mu?
Covers crimes and back taxes.
Suçlarınızı örter, vergilerinizi karşılar.
I'm saying there are some crimes where there are only victims.
Bazı suçlarda sadece kurbanların olduğunu söylüyorum.
My crimes and sins are beyond counting.
Suçlarımın ve günahlarımın haddi hesabı yok.
He's here to confess his crimes.
Suçunu itiraf etmek için burada.
You think the time has come for me to pay for my crimes, huh?
Suçlarımın bedelini ödeme zamanı geldi mi dersiniz?
I'm here to avenge your heinous crimes.
Tiksindirici suçlarınızın öcünü almak için buradayım.
Just once, to make up for my crimes, I saved her at Daibosatsu Pass.
Bir defa, suçlarımı gizlemek için, onu Dai-bosatsu Geçidinde kurtardım.
I think you want to confess to your crimes so that people can learn a lesson from it.
Sanırım suçlarınızı itiraf ederek insanların bundan bir ders çıkarmasını istiyorsunuz.
Admit your crimes!
Suçlarınızı kabul edin!
Results: 6296, Time: 0.0645

Top dictionary queries

English - Turkish