DIARY in Turkish translation

['daiəri]
['daiəri]
günlük
daily
diary
everyday
day
journal
log
for today
casual
dairy
diary
günlüğü
daily
diary
everyday
day
journal
log
for today
casual
dairy
güncesi
days
günlüğünü
daily
diary
everyday
day
journal
log
for today
casual
dairy
günlüğümü
daily
diary
everyday
day
journal
log
for today
casual
dairy
güncesini
days
günceyi
days
güncede
days

Examples of using Diary in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Every name in his diary is a potential suspect.
Onun günlüğündeki her isim potansiyel şüphelidir.
Isn't that a bit like reading someone's diary?
Günlüklerini okumak gibi olmuyor mu biraz?
And now, let's talk about your… diary.
Artık sizin günlüğünüz hakkında konuşalım.
You plan for him to find your diary.
Onun günlüğünüzü bulmasını sağladınız.
But who needs a diary when I can write to you, fatty?
Ama sana yazabiliyorken günlüğe ne gerek var, Şişko?
Have you seen my notes on Elina Andrescu's diary?
Elina Andrescunun günlüğündeki notlarımı gördünüz mü?
I looked at my diary and I checked.
Günlüğüme baktım ve kontrol ettim.
Then, um, i kept this diary.
Sonra, bunu günlüğümde sakladım, söylemedim.
We have had a request to disclose your dream diary.
Rüya günlüğünüzü paylaşmanız talep edildi.
Do we have that diary, that entry?
Günlükteki o not elimizde mi?
Dan spent hours scanning dozens of pages of Linda's diary.
Dan, Lindanın günlüğünden düzinelerce sayfayı tarayarak saatler geçirdi.
The diary doesn't say who,
Günlükte kim olduğu yazmıyor.
He only not wrote the anarchist diary, he has the guts.
O sadece Anarşist Günlüklerini yazmadı, Onun bağımsızlığa inancı vardı.
Looks like a diary to me.
Bana günlükmüş gibi geldi.
The police needn't know of Rossi's diary.
Polis, Rossinin günlüklerini bilmese de olur.
It wasn't tied to Rossi's diary?
Rossinin günlüğüyle bir bağı yok mu?
I will ask my wife and diary.
Karıma ve günlüğüme sormam lazım.
All right, the diary said they're at the old rec center on Dewer Street.
Tamam, günlüğe göre Dewer Caddesindeki eski eğlence merkezindelermiş.
Look into his computer, photos, diary, memo, anything.
Şu bilgisayara, resimlere, günlüğe, notlara, her şeye bakın.
Tom wrote his name on the cover of his new diary.
Tom yeni günlüğünün kapağına adını yazdı.
Results: 3275, Time: 0.0514

Top dictionary queries

English - Turkish