DISAPPEARS in Turkish translation

[ˌdisə'piəz]
[ˌdisə'piəz]
kayboldu
to disappear
to get lost
being lost
to fade away
vanish
kaybolan
missing
disappeared
lost
vanishing
the disappearance
kaybolacak
will disappear
will be lost
will vanish
will be gone
will fade
will get lost
would be lost
will go missing
he picked to disappear
it goes away
yok
no
not
have no
destroy
nah
nope
there's nothing
yokolur
disappear
kaybolmadan
to disappear
to get lost
being lost
to fade away
vanish
kaybolduğunda
to disappear
to get lost
being lost
to fade away
vanish
kaybolmuş
to disappear
to get lost
being lost
to fade away
vanish
gözden kaybolursa

Examples of using Disappears in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Leader of the Mercian Guard disappears, so yet again we cannot defend ourselves.
Ve yine kendimizi savunamıyoruz. Ordunuzla geldiniz, Mercia Muhafızları kayboldu.
Unfortunately, every time law enforcement gets close to bringing him down, Pollock disappears.
Maalesef polis onu tam yakalayacakken Pollock ortadan kayboluyor.
so C disappears.
bu 0 olur ve C yokolur.
We have to do this job before he disappears.
O kaybolmadan önce yapacak bir işimiz vardı.
On Friday, another girl disappears.
Cuma günü başka bir kız kaybolacak.
It's close enough to touch but disappears, like a mirage.
Ama bir serap gibi yok oluyor.
But I wanna see it before it disappears.
Görmek istiyorum kaybolmadan önce onu.
Every time someone disappears I become your number one suspect?
Her seferinde biri kaybolduğunda sizin bir numaralı şüpheliniz ben mi oluyorum?
Otherwise nothing is going to happen and the rope disappears.
Öbür türlü hiçbir şey olmayacak ve halat kaybolacak.
the photographed man is gone, disappears.
fotoğraflanan adam gitti, yok oldu.
It's the only chance we have of finding him before he disappears forever.
Sonsuza kadar kaybolmadan önce, onu bulabilmemiz için tek şansımız.
When someone disappears like that, you know.
Birisi böyle kaybolduğunda, bilirsin.
I cross check it each time a girl disappears.
Çifte kontrol ettim. Her seferinde bir kız kaybolmuş.
And so, after a few years, it disappears little voice in his head.
Ve, birkaç yıl sonra, kafandaki o ufak ses kaybolacak.
A brief little window of opportunity before it disappears onto the street.
Özet olarak, sokaklardan kaybolmadan önceki küçük fırsatımız bu.
When a wife disappears, it's protocol to look at the husband.
Bir kadın kaybolduğunda, öncelikle kocayı araştırmak bir protokoldür.
Three weeks ago, a young girl disappears from a Philadelphia apartment.
Üç hafta önce, Philadelphiadaki bir apartmanda genç bir kız kaybolmuş.
Everything folds up and disappears.
Her şey yok edilip kaybolacak.
When your mirror disappears, you're lost.
Aynadaki yansıman kaybolduğunda sen de kaybolursun.
I cross check it each time a girl disappears.
Çapraz sorguda her iki tarihte de bir kız kaybolmuş.
Results: 743, Time: 0.1007

Top dictionary queries

English - Turkish