DISAPPOINTING in Turkish translation

[ˌdisə'pointiŋ]
[ˌdisə'pointiŋ]
hayal kırıklığı
üzücü
to upset
to hurt
to make
overcompensation
to be sad
kırıklığına uğratmanın
üzmekten
to upset
to hurt
to make
overcompensation
to be sad
hayal kırıklığıydı

Examples of using Disappointing in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Treacherous and disappointing. Help me with this life that feels so.
Hayatta yardımcı ol Bana bu çok aldatıcı ve hayal kırıklığı hissettiren.
Help me with this life that feels so treacherous and disappointing.
Hayatta yardımcı ol Bana bu çok aldatıcı ve hayal kırıklığı hissettiren.
But you ended up disappointing yourself right?
Ama sen böle yaparak kendini hayal kırıklığına uğratıcaksın?
Sorry for disappointing you.- Over here.
Buraya. Seni üzdüğüm için üzgünüm.
That would be very disappointing. Mm-Kay.
Çok üzücü olur. Peki.
Disappointing news, our main targets,
Haberler üzücü. Asıl hedeflerimiz,
One massively disappointing bang and the novelty soon wears off.
Ağır bir hayal kırıklığı çarpar ve yenilikler kısa zamanda yok olur gider.
That was so disappointing.
Çok hayal kırıcı oldu.
Guys? I have got some big, fat, disappointing news?
Kocaman üzücü bir haberim var.- Çocuklar?
Stop worrying about disappointing Mom.
Annemi hayal kırıklığına uğratmamak için endişelenmeyi bırak.
I have got some big, fat, disappointing news.- Hey, guys?
Kocaman üzücü bir haberim var.- Çocuklar?
You have found new and even more public ways of disappointing me.
Beni hayalkırıklığına uğratmanın yeni ve hatta daha halka açık, yollarını buldun.
Disappointing, but not unexpected.
Üzücü ama beklenmedik bir şey değil.
No, he takes a lot of pleasure in disappointing me.
Hayır, beni hayal kırıklığına uğratmaktan zevk alıyor.
That's the most… disappointing part.- I know.
Biliyorum. En üzücü kısmı da bu ya.
Disappointing those kids.
That's the most… disappointing part.- I know.
En üzücü kısmı da bu ya.- Biliyorum.
It was very disappointing.
Çok hayal kırıcıydı.
That's the most… disappointing part.- I know.
En üzücü kısmı da bu.- Biliyorum.
No? What if I buy some of your disappointing son's bolo ties?
Fiyasko oğlunu papyonlardan alsam da mı olmaz?
Results: 334, Time: 0.0569

Top dictionary queries

English - Turkish