EMIR in Turkish translation

[e'miər]
[e'miər]
emir
order
command
warrant
amir
commandment
decree
directive
instruction
emiri
order
command
warrant
amir
commandment
decree
directive
instruction
emirin
order
command
warrant
amir
commandment
decree
directive
instruction
emire
order
command
warrant
amir
commandment
decree
directive
instruction

Examples of using Emir in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
For the emir.
Emîr için.
We swear loyalty to the emir of the believers, Abi Bakr AI Kuraishi.
Müminlerin emirine bağlılığımızı sunuyoruz, Abi Bakr Al Kuraishiye.
Don't ever talk about that with the emir.
Bu konuyu emirle asla konuşma.
Everybody here wanted to sleep with Emir, but noone succeeded.
Burada herkes Emirle yatmak istedi ama kimse başaramadı.
I came here because I thought Emir and I could be together.
Buraya Emirle birlikte olacağımızı düşünerek geldim. Buraya Emirle birlikte olacağımızı düşünerek geldim.
He's like a budding religious scholar-- our own blonde emir.
Yeni yetişen din âlimi gibi biri… Kendi sarışın emirimiz.
The informant is his son, Emir.
Muhbir oğluymuş. Emirmiş.
Is our supreme desire. Obeying our Emir.
En yüce arzumuz Emirimize itaat etmek.
Lost, Emir.- And the scissors?
Makas nerede?- Kayıp, emirim.
Emir's the package Bichri's smuggling out of Washington.
Bichrinin Washington dışına çıkarmaya çalıştığı paket Emirmiş.
And who are you to even talk to the Emir of Basra?
Sen kim oluyorsun da Basra Emiriyle konuşmaya cüret ediyorsun?
Protect emir, your home.
Emoru koru. Memleketini.
We need an Al Qaeda emir.
El Kaideli bir Emire ihtiyacımız var.
What else? The Emir has $60 billion in off-shore accounts?
Hesaplarında ABDnin el koyduğu 60 milyar dolar var. Başka?
What else? The Emir has $60 billion in off-shore accounts.
Başka? Hesaplarında ABDnin el koyduğu 60 milyar dolar var.
Did you kill Emir?
Lan Emiri mi öldürdün lan sen yoksa?
The emir locked all 30 rooms up tight every night.
Şeyh her gece, otuz odayı da kilitlerdi.
Every night, the emir locked up tight all 30 rooms.
Şeyh her gece, otuz odayı da kilitlerdi.
The Emir… my parents… The Emir..
Emir… Emir… Ailemi.
To reward you, I may make you an Emir.
Seni ödüllendirmek için, seni bir Emirin yanına götüreceğim.
Results: 400, Time: 0.0755

Top dictionary queries

English - Turkish