GLARE in Turkish translation

[gleər]
[gleər]
parıltısı
glow
glitter
sparkle
shimmer
flash
glint
gleam
twinkle
glimmer
light
parlaması
to shine
's sunlighting
bakışı
look
see
glance
view
glimpse
stare
vision
eyes
gaze
perspective
dik dik bakmaya
to stare
parlaklık
bright
shiny
brilliant
sparkly
luminous
glossy
radiant
glorious
glowy
glitter
parıltıyı
glow
glitter
sparkle
shimmer
flash
glint
gleam
twinkle
glimmer
light
parıltısından
glow
glitter
sparkle
shimmer
flash
glint
gleam
twinkle
glimmer
light
parıltı
glow
glitter
sparkle
shimmer
flash
glint
gleam
twinkle
glimmer
light
parlıyor
to shine
's sunlighting

Examples of using Glare in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Prevents glare and reflections.
Parlama ve yansımaları engeller.
And we operate under the glare of media lights.
Ve medyanın parlak flaşları altında çalışacağız.
Don't give me the cop glare.
Polis bakışını bana yapma.
The angel in the floodlight's glare.
Projektörün parıltısındaki melek.
Did you see your father's glare?
Babanın bakışlarını gördün mü?
The rockets' red glare.
Roketin kırmızı parıltısını.
Hey, Palmer. Angry glare.
Merhaba Palmer. Kızgın bakış.
Angry glare.
Kızgın bakış.
You know, when you glare like that, you look really beautiful.
Biliyor musun, böyle kötü-kötü baktığında, çok güzel görünüyorsun.
What's that glare?
O parlayan nedir?
How could I see in that glare?
Bu ışıkta nasıl göreyim?
She's waiting for the rockets' red glare and the bombs doing you know what.
Fişeklerin kırmızı ışığını bekliyor ve bunu bombalar yapacak.
You can glare at me all you want to, but you are gonna help.
Bana istediğin kadar ters ters bakabilirsin ama bir yandan da yardım edeceksin.
Or are you just gonna glare at us all night?
Yoksa bütün gece dik dik bize mi bakacaksın?
Just because the glare is annoying?
Sırf ışık rahatsız ediyor diye mi?
Glare shield!
Parlama kalkanı!
You sure you're ready for the glare of public life again?
Yine kamunun gözü önünde olmaya hazır olduğuna emin misin?
What's with that glare?
Bu surat ne böyle?
Must have been sun glare.
Güneş gözünü almıştır.
And the rocket's red glare.
Roketlerin kırmızı alevi.
Results: 79, Time: 0.1043

Top dictionary queries

English - Turkish