GREEN FIELDS in Turkish translation

[griːn fiːldz]
[griːn fiːldz]
yeşil tarlalar
yeşil alanları
greenfield
green space
green field
are green alan
yeşil saha
green fields
yeşil bir alan
yeşil ovalar

Examples of using Green fields in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
There used to be a green field here; now there's a supermarket.
Burada bir yeşil alan vardı; şimdi bir süpermarket var.
The greenest fields are always those furthest away.
En yeşil arazi her zaman en uzakta olandır.
There's no lush green field in that closet!
O dolapta hiç gür yeşil bir tarla yok ki!
We were looking at the green field when I told you that.
Sana onu söylediğimde, yeşil alana bakıyorduk.
This green field right here was painted red.
Anlasamiyoruz. bu gordugunuz yesil alan kirmiziya boyanmisti.
And under that sky… Quickly. the greenest field you have ever seen. Quickly.
Ve göyüzünün altında… Çabuk. gördüğün en yeşil tarla.
surrounding a weird, green field with a bunch of horses.
Etrafını saran tuhaf yeşil alanda atlar varmış.
Are the green fields gone?
Yeşil alanları gitti?
Take me to the green fields.
Beni yeşil çayırlara götür.
And the green fields and everything.
Fevkalade ahırlar ve yeşil çayırlar ve tüm bunlar.
I get a letter green fields of England?
Yeşil kırsaldan, İngilizce bir mektup var?
Wonderful green fields, and they grow apples and grapes.
Elma ve üzümlerin yetiştiği yemyeşil bahçeleri varmış.
Green fields and blue skies,
Yeşil ovalar ve mavi gökyüzü,
I had a dream, I was walking in green fields with my mother.
Bir rüya gördüm. Yeşil tarlalarda annemle dolaşıyordum.
For his nose was as sharp as a pen and he babbled of green fields.
Burnu kalem kadar sivriydi, yeşil çayırları sayıklıyordu.
Frodo's journey begins in a land of rolling hills and green fields called the Shire.
Frodonun yolculuğu Shire denilen, ufak tepeler ve yeşil meralarla kaplı bir yerde başlar.
If you find yourself alone riding in green fields with the sun on your face do not be troubled.
Birdenbire atının sırtında tek başına… güneşli bir havada, yeşil tarlalarda ilerlediğini fark edersen… endişe etme.
Do not be troubled. If you find yourself alone riding in green fields with the sun on your face.
Birdenbire atının sırtında tek başına… güneşli bir havada, yeşil tarlalarda endişe etme. ilerlediğini fark edersen.
Riding in green fields with the sun on your face, If you find yourself alone, do not be troubled.
Kendinizi yeşil tarlalar arasında… güneşin alnında yapayalnız at sürerken bulursanız… dert etmeyin.
If you find yourself alone, riding in green fields with the sun on your face, do not be troubled.
Güneşin alnında yapayalnız at sürerken bulursanız… Kendinizi yeşil tarlalar arasında… dert etmeyin.
Results: 250, Time: 0.048

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish