GRUBBY in Turkish translation

['grʌbi]
['grʌbi]
pis
dirty
filthy
nasty
foul
bad
messy
shit
lousy
grubby
slimy
kirli
dirt
dirty
grime
filth
grimy
dirtʼ
schmutz
grubby

Examples of using Grubby in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Grubby commerce has no place here.
Kurtlu malların burada yeri yok.
Marvellous. All those grubby memories of Little Johnnie.
Küçük Johnnienin kurtlu anıları. Harika.
All those grubby memories of Little Johnnie. Marvellous.
Küçük Johnnienin kurtlu anıları. Harika.
Not grubby.
Alçaklık değildi.
Grubby doesn't bother me.
Kirlenmek beni rahatsız etmez.
Grubby doesn't bother me.
Toz beni rahatsız etmez.
All those grubby memories of Little Johnnie.
Küçük Johnnienin kurtlu anıları.
I- I-I'm just grubby.
Ben-Ben sadece pisliğim.
High, free from me worries of a grubby world. I like it here.
Bende burayı seviyorum… yüksek ve rezil dünyanın tüm endişelerinden uzak.
You got a job to do, you grubby Welsh dragon!
Yapacak işin var seni pislik Galli ejderha!
You have got a job to do, you grubby Welsh dragon!
Yapacak işin var seni pislik Galli ejderha!
Rob me blind. Grubby.
Soyun beni, pislikler.
Like a grubby little boy cramming his hand into the sweet jar.
Elini şeker kavanozuna tıkıştırmış, pasaklı küçük bir çocuk gibi.
One grubby doctor in this small town, and he's out running around… like some fairy in the bushes.
Bu küçük kasabada pis bir doktor, dışarda çalıların etrafında… peri gibi koşturup duruyor.
Instead of talking to each other, you go off the rails and act grubby and make stupid choices,
Birbirinizle konuşmak yerine aklını oynatırsın ve pis davranırsın, aptal seçimler yaparsın,
That's no reason to overdo this grubby little housewife role. Just because you married a human, Samantha.
Bir ölümlüyle evlendin Samantha… kirli, küçük ev hanımı rolünü abartmana gerek yok.
The boss, Grubby Mattson, had a girl named Bumblebee O'Neill she was a dancer
Büyük patron Grubby Mattsonun, Bumblebee ONeill adında dansçı bir sevgilisi vardı,
And even more importantly, you will teach them To never, ever again lay their grubby paws On my glazed doughnut.
Daha da önemlisi, onlara o pis pençeleri ile bir daha asla benim pürüzsüz çöreğime çökemeyeceklerini öğreteceksin.
Just because you married a human, Samantha that's no reason to overdo this grubby little housewife role.
Bir ölümlüyle evlendin Samantha kirli, küçük ev hanımı rolünü abartmana gerek yok.
Travel window. Ugga, can you tell your son to keep his grubby hands off my stuff, please?
Seyahat penceresi. Ugga, oğluna pis ellerini eşyalarımdan uzak tutmasını söyler misin lütfen?
Results: 84, Time: 0.051

Top dictionary queries

English - Turkish