GUN in Turkish translation

[gʌn]
[gʌn]
tüfek
rifle
gun
shotgun
musket
carbine
gun
day
geon
silah
gun
weapons
arms
handgun
tabancayı
gun
pistol
handgun
revolver
gat
tabanca
gun
pistol
handgun
revolver
gat
silahı
gun
weapons
arms
handgun
silahını
gun
weapons
arms
handgun
silahın
gun
weapons
arms
handgun
tabancası
gun
pistol
handgun
revolver
gat
tüfeği
rifle
gun
shotgun
musket
carbine
tabancasını
gun
pistol
handgun
revolver
gat
tabancanı
gun
pistol
handgun
revolver
gat

Examples of using Gun in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
And when he sees you with my gun in your mouth, he's going to show himself.
Ve seni ağzında silahımla gördüğü zaman ortaya çıkacaktır.
He will have a gun but he won't know whom to fire at.
Silahımız olacak ama kimin ateş edeceğini bilemeyecek.
Now they're trying to tell me how many bullets my gun can shoot per second.
Şimdi bana silahımın dakikada kaç mermi atabileceğini söylemeye çalışıyorlar.
There's an unmarked car in front of my house the day my gun goes missing.
Silahımın kaybolduğu gün evimin önünde sivil bir polis… arabası varmış.
You're a real tough guy with a badge and a gun, aren't you?
Rozetin ve silahınla çok sert adamsın değil mi?
I hear you said every man should keep his gun handy.
Herkese silahlarını ellerinde tutmaları gerektiğini söylediğini duydum.
You had a gun when you were a kid?
Çocukken tabancan mı vardı?
If he kills one of my men with your gun, I will hang you.
Senin silahınla adamlarından birini öldürürse, seni asarım.
But keep your gun in its holster?
Ama tabancan kılıfında kalsın olur mu?
And they found a bullet in the bed, same calibre as my gun.
Ve yatakta benim silahımla aynı kalibrede bir mermi buldular.
Maybe I have a gun.
Belki tabancam vardır.
We have one gun, and the streets are filled with those things.
Bir tane silahımız var ve sokaklar o şeylerle kaynıyor.
You keep gun.
Tabancan kalabilir.
The weight of the gun in Jason's hand surprised him.
Jasonun elindeki tabancanın ağırlığı onu şaşırttı.
When you search the flat you're going to find a gun and some ammunition.
Daireyi aradığında silâh ve mermi bulacaksın.
Drop the gun or I swear to God, I'll.
Silahlarınızı indirin yoksa yemin ederim.
You tell me where the gun is, I will let you live another 30 seconds.
Tabancanın nerde olduğunu söyleyin, otuz saniye daha yaşamanıza izi vereyim.
Anybody could hear my gun sure as hell could hear Branch's.
Herkes silahımın sesini duydu, lanet Branchın da eminim duymuşlardır.
Yes. This gun of yours seems to work well on inanimate objects. Mmm.
Silahınız hareketsiz nesnelerde iyi iş görüyor.- Evet.
For you. A belt for your gun.
Sana. Tabancan için kemer.
Results: 43894, Time: 0.0817

Top dictionary queries

English - Turkish