HEARTBROKEN in Turkish translation

['hɑːtbrəʊkən]
['hɑːtbrəʊkən]
üzgün
sorry
sad
upset
unhappy
depressed
kalbim kırık
üzüldüm
sorry
to be sad
to feel sorry
worry
to grieve
to feel sad
to feel sorrow
to feel bad
moping
kalbinin kırık
kırık kalpli

Examples of using Heartbroken in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Cause trying to cheer up heartbroken people Good, good, is exhausting.
Güzel, güzel çok yorucu. çünkü kalbi kırık insanları avutmak.
I thought you were heartbroken over Greer.
Greerden sonra kalbinin kırık olduğunu sanmıştım.
I can tell you that he's heartbroken.
Çok üzgün, bunu söyleyebilirim.
Ever since Princess Bangs A Lot died in that car wreck, I hear he's heartbroken.
Prenses-İyi-Çakar araba kazasında öldüğünden beri kalbinin kırık olduğunu duymuştum.
She must be heartbroken.
Çok üzgün olmalı.
Well, actually… I assume she's been heartbroken ever since.
Aslında… O zamandan beri kalbinin kırık olduğunu düşünüyorum.
I saw how heartbroken she was to give you up.
Seni evlatlık verdiğinde ne kadar üzgün olduğunu gördüm.
I assume she's been heartbroken ever since. Well, actually.
Aslında… O zamandan beri kalbinin kırık olduğunu düşünüyorum.
Grunts Travis is so heartbroken.
Travis çok üzgün.
Yeah, I can see how heartbroken you are.
Evet, Ne kadar üzgün olduğunu görebiliyorum.
He was heartbroken and hanged himself.
Çok üzgündü ve kendini astı.
The girls are heartbroken, crying every night.
Kızlar çok üzüldüler, her gece ağlıyorlar.
Do you think it's because you're still heartbroken over Ruby?
Sence hala Ruby yüzünden kalbin kırık olduğu için mi?
She must have been so heartbroken.
Çok üzülmüş olmalı.
That empty… heartbroken feeling?
O boş kalp kırıklığı hissini?
She was so heartbroken, she asked the Buddha to bring him back to life.
O kadar üzülmüş ki, Budadan onu hayata döndürmesini istemiş.
What happened to Astrid, I'm heartbroken.
Astride ne olduysa, üzgünüm.
We're all very heartbroken.
Hepimiz çok üzüldük.
I'm so heartbroken… Just so heartbroken…!
Kalbim kırıldı… Sadece çok kalp kırıklığı…!
His mom was heartbroken.
Annesi çok üzüldü.
Results: 176, Time: 0.0522

Top dictionary queries

English - Turkish