HIS TRUST in Turkish translation

[hiz trʌst]
[hiz trʌst]
kendisine güven
onun güvenine
kurduğu fon

Examples of using His trust in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Earn his trust.
Ve güvenini kazanmak.
In all my years of serving the King, I have never betrayed his trust.
Kralın hizmetindeki yıllarım esnasında, güvenine hiç ihanet etmedim.
Nowhere near as important as Dan and Italy and his trust issues.
Dan ve İtalya ve onun güven sorunlarının yanına bile yaklaşamaz.
She has the king's ear and his trust.
Kral ona güveniyor ve lafını dinliyor.
He was supposed to act like a reactionary underground soldier, win his trust and get as much information as possible.
İrticacı bir yeraltı askeri gibi davranması gerekiyordu onun güvenini kazanıp mümkün olduğunca çok bilgi almak için.
But if one of you trusts another, let him who is trusted deliver his trust, and let him fear God his Lord.
Şu durumda eğer birbirinize güveniyorsanız, kendisine güven duyulan, Rabbi olan Allahtan sakınsın da emanetini ödesin.
And what better way to earn his trust than to break into his building in the middle of the night and mess with his state-of-the-art mainframe?
Onun güvenini kazanmanın yolu gecenin bir yarısı şirketine dalıp en gelişmiş ana bilgisayarlarıyla mı uğraşmak?
And if one of you entrusts[an asset] to another, let him who is trusted deliver his trust, and let him be wary of Allah, his Lord.
Şu durumda eğer birbirinize güveniyorsanız, kendisine güven duyulan, Rabbi olan Allahtan sakınsın da emanetini ödesin.
Sir, my father says"no cheating." I can't break his trust.
Efendim, babam der ki:'' Aldatmak yok.'' Onun güvenini kıramam.
If any of you trusts another let the trusted deliver his trust; and let him fear Allah his Lord.
Şu durumda eğer birbirinize güveniyorsanız, kendisine güven duyulan, Rabbi olan Allahtan sakınsın da emanetini ödesin.
And if one of you entrusts another, then let him who is entrusted discharge his trust[faithfully] and let him fear Allah, his Lord.
Şu durumda eğer birbirinize güveniyorsanız, kendisine güven duyulan, Rabbi olan Allahtan sakınsın da emanetini ödesin.
He abused him physically, he betrayed his trust, and I think Michael… just had enough.
Fiziksel olarak onu taciz etti. Güvenine ihanet etti ve bence Michael bundan bıktı.
Chuck directed you to invade his trust and knowingly participated in the sabotage of the company.
Chuck, güven hesabını istila etmen için seni yönlendirdi… ve şirketin sabotajında bilerek yer aldı.
I didn't want to, but I just didn't think he would understand. Betrayed his trust.
Güvenini zedeledim. Böyle olsun istememiştim ama yaptığım şeyi anlayamayacağını düşündüm.
You will have access to his trust fund, to his Yankee Candle loyalty account, and to the family Jet… magazine subscription.
Onun emanet fonuna, Yankee Candle üyeliğine ve aile jeti… Dergi üyeliğine erişimin olacak.
Samson trusted delilah with the secret of his strength, but his trust didn't prevent delilah from betraying him.
Samson Delilaha gücündeki gizemle güvendi, ama onun güveni Delilahın ona ihanet etmesini engelleyemedi.
let the one is trusted discharge his trust, and let him fear Allah, his Lord.
bu durumda alınan rehin( yeter). Şu durumda eğer birbirinize güveniyorsanız, kendisine güven duyulan, Rabbi olan Allahtan sakınsın da emanetini ödesin.
let the one who is entrusted discharge his trust(faithfully), and let him be afraid of Allah, his Lord.
bu durumda alınan rehin( yeter). Şu durumda eğer birbirinize güveniyorsanız, kendisine güven duyulan, Rabbi olan Allahtan sakınsın da emanetini ödesin.
Gain his trust.
Ona yaklaş, Güvenini kazan.
Or his trust?
Ya da güvenini?
Results: 2626, Time: 0.0436

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish