I WAS ABLE in Turkish translation

[ai wɒz 'eibl]
[ai wɒz 'eibl]
edebildim
i was able
i could
i have managed
alabildim
got
i could
i was able
yapabildim
i could do
i could
i managed
i was able to do
made it
sürebildim
i was able
would the hack-ee
başarabildim
i managed
was able
with acid
ben de başardım
edebildiğim
i could
to be able
mümkün oldu
to be able
be possible
imkanım oldu
sana adres vermede yardımcı olabilecek önceki işvereninin kimliğini tespit edebildim

Examples of using I was able in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
I was able to find your missing leaf-blower,
Yaprak üfleyicini, zımpara makineni
At first, I was able to control him, but no longer.
Önceleri onu kontrol edebiliyordum, ama artık edemiyorum.
I was able to pay its debts,
Sampiyona kaybederek borcu ödeyebilecektim.
I was able to get a good bottle of vodka.
Kendime bir şişe votka ayarlamıştım.
I was able to change?
Sence insanlar değişebilir mi?
Spock's shuttle. I was able to track it beyond our sensor range.
Spockın mekiği. Tarayıcılarımızın menzili dışında olsa da takip edebiliriz.
I was able to avoid struggles in my own troops. Because of you.
Sizin sayenizde… kendi birliğimle mücadele etmekten kurtulabildim.
To fit it in with my book tour. I'm just happy I was able.
Sadece mutlu oldum yapabildim kitap turumla uydurmak için.
I was able to free your daughter without the payment. Did you.
Onu…? Ödeme yapmadan kızınızı kurtarmayı başardık.
But I was able to use its IMEI along with cell tower data.
Ancak IMEIyi hücre kulesi verileriyle birlikte kullanabiliyordum.
I was able to get a little piece of my life back.
Küçücük de olsa hayatımın bir kısmını geri almalıydım.
I was able to shift some things around.
Sayende bazı şeylerin yerini değiştirebilme.
If it's a license plate, and I was able to read it.
Bir araba plakası varsa ve okuyabildiysem, kitapta var.
I don't know many words, so I was able to relearn them all in a day.
Çok kelime bilmediğim için hepsini tek günde tekrar öğrenebildim.
I'm just pleased that after a long effort, I was able to sign them.
Bu kadar uğraştıktan sonra onlarla sözleşme imzalamayı başardığım için çok mutluyum.
It's because of her that I was able to follow my dream.
Hayatımın anlamıydı. Onun sayesinde hayalimin peşinden gidebildim.
Fortunately, I was able to overpower him.
Neyse ki onun üstesinden gelebildim.
I was able to identify the murderer in a matter of seconds.
Saniyeler içinde katili tespit edebiliyordum.
I was able to be a normal kid with my friends.
Arkadaşlarımın yanında normal bir çocuk olabildim.
I was able to activate this.
Bunu aktif hâle getirebildim.
Results: 138, Time: 0.0887

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish