IMMORALITY in Turkish translation

[ˌimə'ræliti]
[ˌimə'ræliti]
ahlaksızlık
moral
morality
ethics
decency
ethical
vice
terbiyesizlik
manners
decency
discipline
tame
nurture
civility
marinate
upbringing
ahlaksızlığı
moral
morality
ethics
decency
ethical
vice
ahlaksızlığa
moral
morality
ethics
decency
ethical
vice
ahlaksızlıktan
moral
morality
ethics
decency
ethical
vice
kötülüğü emreder
kötü
bad
evil
terrible
badly
awful
nasty
poor
horrible
wicked
ill

Examples of using Immorality in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Someone has got to take a stand for public safety over permissiveness and immorality.
Bazıları halkın güvenliğine karşı ahlaksızlığın ve kontrolsüzlüğün tarafını tutuyor.
You think that immorality doesn't exist.
Siz ahlaksızlığın var olmadığını düşünüyorsunuz.
A cinematic monument to man's immorality.
İnsanlığın ahlaksızlığına ithaf edilmiş bir sinema abidesi.
He induces people to immorality and teaches arts
İnsanları ahlâksızlığa yöneltir ve göğün sırlarını
I rather draw the line at encouraging this sort of immorality.
Bu tip ahlaksızlıkları teşvik etmemeyi tercih ederim.
Immorality is subjective.
Ahlâksızlık, özneldir.
Sex, intrigue, immorality in the education system.
Seks, entrika, eğitim sistemindeki ahlâksızlık.
You are awaiting trial for witchcraft and immorality of the highest order.
Büyücülük davası için bekliyorsun Ve en yüksek düzen ahlak dışıdır.
He was accused of a crime of severe immorality.
Ağır bir ahlak suçuyla itham edildi.
Sin. Immorality.
Günah. Ahlaksızlık. Terbiyesizlik.
Immorality? Girls? You are my counselors?
Ahlaksızlık mı? Kızlar mı?.
I know the drugs and I know all the immorality.
Uyuşturucuyu ve işlediğin bütün günahları biliyorum.
Say,"Indeed, Allah does not order immorality.
De ki:'' Şüphesiz Allah, çirkin hayasızlıkları emretmez.
Say,"Indeed, Allah does not order immorality.
De ki: Allah kötülüğü emretmez.
And thus[it was] that We should avert from him evil and immorality.
İşte böylece biz, kötülük ve fuhşu ondan uzaklaştırmak için delilimizi gösterdik.
Whoever follows Satan's footsteps-he advocates obscenity and immorality.
Kim şeytanın ardına takılırsa, bilsin ki, o, hayasızlığı ve fenalığı emreder.
The path to immorality. Go down there!
Aşağı in! Ölümsüzlük yolu!
Go down there. The path to immorality.
Aşağı in! Ölümsüzlük yolu!
luxury and immorality!
lüks ve ahlaksızlık.
Greed leads to deceit and immorality. And immorality is the breeding ground for illness, waging war on our Earth.
açgözlülüğe götürür açgözlülük, hilekarlığa ve ahlaksızlığa sürükler ahlaksızlık ise bütün bu hastalığın ürediği ve savaşların doğduğu yerdir.
Results: 85, Time: 0.0826

Top dictionary queries

English - Turkish