KILLER in Turkish translation

['kilər]
['kilər]
katil
killer
murderer
assassin
shooter
murderous
öldürücü
to die
death
dead
killed
katili
killer
murderer
assassin
shooter
murderous
katilin
killer
murderer
assassin
shooter
murderous
katilini
killer
murderer
assassin
shooter
murderous
öldüren
to die
death
dead
killed

Examples of using Killer in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
You're a thief and a killer, and who knows what else.
Sen bir hırsız ve katilsin, ve kim bilir başka nesin.
The identity of a killer of this sort may well not even be known to himself.
Bu tür katillerin kimliği kendileri tarafından pek bilinmez.
I have finished my psychological profile of our dead serial killer.
Ölen seri katilimizin psikolojik profilini bitirdim.
Does he look like a killer to you?
Sana katilmiş gibi görünüyor mu?
Everybody looks like a killer to me, Castle. Job requirement.
Bana herkes katilmiş gibi görünüyor, Castle. İşim gereği.
Does that man look like a killer to you?
Bu adam sana katilmiş gibi mi görünüyor?
Everybody looks like a killer to me.
Herkes bana katilmiş gibi görünüyor.
You have to help me find Emmett and Leanne's killer.
Emmettle Leannein katillerini bulmama yardım etmelisiniz.
We need a reason why our killer would think perfectly ordinary people might be witches.
Bize, katilimizin sıradan insanların büyücü olabileceğini düşünmesinin sebebi lâzım.
He feels like a killer.
Bana katilmiş gibi geliyor.
Still haven't found my killer, and there's a car trying to run me down.
Hala katilimi bulamadım ve bir araba beni ezmeye çalışıyor.
Which one of these psychos is gonna help me catch my killer?
Benim katilimi yakalamaya hangi psikopat yardım edecek?
The killer has taken some photographs.
Kâtil, birkaç fotoğraf çekmiş.
I'm thinking we're assuming our killer owns a boat, but what if he.
Katilimizin bir teknesi olduğunu varsayıyoruz ama, ya eğer.
I suppose I would try to identify my killer.
Sanırım katilimi tarif etmeye çalışırdım.
That means that… the killer must have gotten frostbite, too, right?
Bu demektir ki katilde de soğuk yarası olmuş olmalı, değil mi?
Look the killer kills her friend,
Bak kâtil kızın arkadaşını,
He was trash and a killer and I would been right from the beginning.
Hem avam bir çöplük hem de katildi. Ve ben en başından beri haklıydım.
I came here to tell you… that I'm not a killer.
Buraya sana kâtil olmadığımı söylemek için geldim.
It's not him. The killer isn't jack the ripper.
O değil. Katilimiz karın deşen jack değil.
Results: 22112, Time: 0.0739

Top dictionary queries

English - Turkish