KNOWING HIM in Turkish translation

['nəʊiŋ him]
['nəʊiŋ him]

Examples of using Knowing him in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
I couldn't get all excited about someone without knowing him.
Biri hakkında onu tanımaksızın… heyacana kapılmam.
You can't doubt a guy without knowing him.
Bir insanı tanımadan ondan şüphelenemezsin.
No, not your knowing him.
Hayır, onu tanıman değil.
No, nor do I confirm knowing him.
Hayır, ne de onu tanımayı onaylıyorum.
Maybe he plays dumb, denies knowing him.
Belki salağa yatıyordur, onu tanımadığını söyleyerek.
Like knowing him means something.
Varmış gibi. Sanki onu tanımanın bir anlamı.
Knowing him, you probably would have to.- Mm-hmm.
Sonuçta onu tanımış olacaksın; muhtemelen öyle yapman gerekirdi.
Knowing him, he probably threw them away.
Onu bilirsin. Büyük ihtimalle onları atmıştır.
But knowing him, it's probably some teenage airhead… from the steno pool.
Bilmiyorum. Ama onu bilirim, herhalde… kafasız çıtır sekreterlerden biridir.
Knowing him as I do, well.
Benim gibi onu bildiğine göre bilmiyorum.
Knowing him, he probably threw them away.
Büyük ihtimalle onları atmıştır. Onu bilirsin.
My knowing him?
Onu tanıyor olmam mı?
You married Bo after just knowing him a few month.
Bo ile tanıştıktan birkaç ay sonra evlendin.
Her two friends and their pet tiger. Or, knowing him, someone.
Ya da onu tanıdığımdan… o biri ve evcil kaplanları olan iki arkadaşıdır.
And my husband as well, knowing him.
Kocam da dahil, onu biliyordu.
But knowing him it's probably some teenage airhead… from the steno pool.
Kafasız çıtır sekreterlerden biridir. Ama onu bilirim, herhalde.
In all these years of knowing him, I never understood why the fascination for William Blake?
Onu tanıdığım tüm bu yıllar boyunca, William Blakee neden bu kadar tutkun olduğunu asla anlamamışımdır?
I respected that… and I'm very thankful for knowing him.
Buna saygı duyardım. Onu tanıdığım için de çok mutluyum.
And Remy lies about knowing him. Amanda got taken in the first place.
Ray Likanski, Amandanın kaçırılmasındaki baş aktördü… ve Remy onu tanımadığıyla ilgili yalan söylüyor.
but your ladyship, knowing him better, will readily understand.
Hanımefendileri hapis, onu bilmek daha iyi, kolaylıkla anlayacaklardır.
Results: 77, Time: 0.0443

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish