LACKED in Turkish translation

[lækt]
[lækt]
eksik
short
lack
incomplete
less
one
missin
missing
needs
there's
deficient
yetersizliğinden dolayı
eksikti
short
lack
incomplete
less
one
missin
missing
needs
there's
deficient

Examples of using Lacked in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Political leaders lacked virtue and some voters were simply too stupid to choose well.
Politik liderler erdemden yoksun ve bazı seçmenler seçim yapmak için çok salaktı.
A city attorney lacked prestige.
Bir belediye avukatı prestijden eksikti.
Finally I have the proof my predecessors lacked.
Nihayetinde benden öncekilerin yetersiz olduğuna dair kanıtım var.
Lacked originality?
Orijinallikten yoksun mu?
They lacked hearing, and what could we do for them?
İşitme yoksunuydular, onlar için ne yapabilirdik ki?
She just thought my dad lacked ambition.
Babamın hırstan yoksun olduğunu düşünüyordu.
That my ideas lacked spark, but the door was always open.
Fikirlerimde kıvılcım eksikliği olduğunu ama kapının daima açık olduğunu..
Luckily, what ruby lacked in ears, she made up for in brainpower.
Şansımıza, Ruby kulaklarından yoksun olsa da, beyin gücünden yoksun değildi.
I think I lacked sleep.
Sanırım yeterince uyuyamadım.
Nergal said your rituals lacked the power of intention.
Zebani, ritüellerinde azim gücü olmadığını söyledi.
It's because she grew up in a family that lacked love and encouragement.
Sebebi, sevgi ve cesaretlendirmenin eksik olduğu bir ailede büyümüş olması..
That can only be because your partners thus far have lacked expertise.
Bunun nedeni yalnızca partnerlerinizin şimdiye dek uzmanlığından yoksun olması olabilir.
Stalin was now confident that the United States lacked the will to respond to events in Asia.
Stalin, Amerika Birleşik Devletlerinin Asyadaki olaylara yanıt veremeyeceğinden emindi.
Most of the turned lacked the proper perspective.
Dönüştürülenlerin çoğu düzgün bir bakış açısından yoksunlar.
Well, maybe our guy lacked imagination.
Belki adam hayal gücünden mahrumdu.
You always said that my life lacked an objective.
Sen hep hayatımın… amaçsız olduğunu söylerdin.
That my command style lacked… a certain spit and polish.
Sanki benim komuta şeklim gibi belirlilikten yoksun ve gösterişsiz.
He said I lacked the talent.
Sen bir yetenek yoksunusun.
Your daughter discovered here that her life lacked a spiritual dimension.
Kızınız burada hayatının ruhani boyutunun eksik olduğunu keşfetti.
He thought the action lacked elegance and finesse.
Bu eylemin zarafetten ve incelikten yoksun olduğunu düşünüyordu.
Results: 124, Time: 0.0766

Top dictionary queries

English - Turkish