LADEN in Turkish translation

['leidn]
['leidn]
yüklü
burden
freight
load
cargo
charge
weight
liability
payload
baggage
imposing
dolu
full
hail
fully
a lot of
load
filled
packed
occupied
dopdolu
full
laden
filled
overflowing
laden
from LA
ladin
spruce
bin laden
yükü
burden
freight
load
cargo
charge
weight
liability
payload
baggage
imposing
ladeni
from LA

Examples of using Laden in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
So We delivered him and those with him in the laden Ark.
Derken onu da o dopdolu gemiyle kurtardık, onunla beraber bulunanları da.
Many a merchant ship laden with treasure has fallen prey to her.
Hazinelerle dolu birçok tüccar gemisi ona yem oldu.
Another Sign for them is that We carried all their offspring in the laden vessel.
Ve onlara bir delil de, soylarını, dopdolu gemide taşımamızdır.
We saved him and those who were with him in the laden ship.
Bunun üzerine biz, onu da beraberindekileri de o yüklü gemide kurtardık.
Thereafter We rescued him and those who were with him in the laden Ark.
Biz de onu ve onunla beraber bulunanları, dolu gemi içinde kurtardık.
Another Sign for them is that We carried all their offspring in the laden vessel.
Bir delil daha onlara: Nesillerini dopdolu gemilerde taşımamızdır.
So We saved him and those with him in a laden ship.
Biz de onu ve onunla beraber bulunanları, dolu gemi içinde kurtardık.
Countrymen! Ships laden with English tea are now bound for this port.
Bu limana demir atmışlardır. Yurttaşlar, İngiliz çayı ile yüklü gemiler.
And a sign for them is that We carried their seed in the laden ship.
Ve onlara bir delil de, soylarını, dopdolu gemide taşımamızdır.
So We delivered him, and those with him, in the laden ship.
Bunun üzerine biz, onu da beraberindekileri de o yüklü gemide kurtardık.
So We saved him and those with him in a laden ship.
Bunun üzerine biz, onu da beraberindekileri de o yüklü gemide kurtardık.
However, he did know that the freighter laden is a supply vessel.
Ancak nakliye Ladeninin bir tedarik gemisi olduğunu biliyorduk.
He carried messages from Faraj to bin Laden and from bin Laden back to Faraj.
Abu Farajdan Bin Ladine ve… Bin Ladinden de Abu Faraja mesaj aktarıyormuş.
Laden with happiness.
Hepsi mutluluk doluydu.
All our guests came laden with gifts.
Tüm misafirlerimiz hediyeler yüklenip geldiler.
Every table laden with food, drink.
Her masa yiyecek ve içecekle doluydu.
Praying. Heavenly Father, Chang Jia-han's heart is heavily laden.
Yüce Tanrım, Dua ediyorum. Chang Jia-han çok yük altında.
In the chemical- laden world in which we live… impurities are all around.
İçinde yaşadığımız kimyasallarla bezeli dünyada… hiçbirşey saf değil.
President Bush said that he wanted to capture Osama bin Laden dead or alive.
Başkan Bush, Usame bin Ladini ölü ya da diri ele geçirmek istediğini söyledi.
That no laden one shall bear another's load.
Hiçbir günahkar, bir başkasının günah yükünü yüklenmez.
Results: 116, Time: 0.0584

Top dictionary queries

English - Turkish