LIMITATIONS in Turkish translation

[ˌlimi'teiʃnz]
[ˌlimi'teiʃnz]
sınırlarını
border
boundary
limit
frontier
line
perimeter
borderline
demarcation
fringe
no bounds
kısıtlamaları
limiting
restricting
limitlerini
max
limitations
sınırları
border
boundary
limit
frontier
line
perimeter
borderline
demarcation
fringe
no bounds
sınırlarına
border
boundary
limit
frontier
line
perimeter
borderline
demarcation
fringe
no bounds
kısıtlamalar
limiting
restricting
sınırlamalarım
to limit
sınırlamalara
to limit
sınırlarımıza
border
boundary
limit
frontier
line
perimeter
borderline
demarcation
fringe
no bounds
limitler
max
limitations
kısıtlamalara
limiting
restricting
limitleri
max
limitations
kısıtlamasını
limiting
restricting
limit
max
limitations

Examples of using Limitations in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
While these weapons serve their purpose, there have always been limitations.
Bu silahlar amaçlarına hizmet etti. Ama hep sınırları vardı.
A wise philosopher once said,"A man's got to know his own limitations.
Bilge bir filozof demiş ki…'' İnsan kendi sınırlarını bilmeli.
Content limitations.-Uh, controls?
Kontroller mi?- İçerik kısıtlamaları.
Limitations. Why?
There are some limitations.
Bazı sınırlamalar var.
Nothing but the laws of physics, and my own significant physical limitations.
Fizik kuralları ve kendi fiziksel sınırlamalarım dışında hiçbir şey.
But, as you can see, he has some limitations.
Ama gördüğün gibi bazı sınırları var.
Suddenly, there were lions everywhere, young energetic lions that don't know their limitations.
Birden bire her yer aslanla doldu ve sınırlarını bilmeyen genç aslanlar belirdi.
At Trio, I came into a preexisting restaurant that had these limitations.
Trioda zaten olan bir restorana gelmiştim ve bunun kısıtlamaları vardı.
Why? Limitations.
Kısıtlamalar. Neden?
All limitations are self-imposed.- Spencer.
Spencer! Tüm sınırlamalara kendi kendine maruz kalınır.
For details, see limitations of optical microscopes.
Ayrıntılar için, bkz sınırlamalar optik mikroskoplar.
Physical limitations. Nothing but the laws of physics, and my own significant.
Fizik kuralları ve kendi fiziksel sınırlamalarım dışında hiçbir şey.
The story of film is full of inventive people with ideas who overcame these limitations.
Sinemanın Hikayesindeki yaratıcı kişiler bu sınırları aşacak fikirler üretti.
But you and I both know the limitations of modern medicine.
Ama ikimiz de modern tıbbın sınırlarını biliyoruz.
Spencer. All limitations are self-imposed!
Tüm sınırlamalara kendi kendine maruz kalınır.- Spencer!
There are some limitations.
Bazı kısıtlamalar var.
For all our failings, despite our flaws and limitations, we humans are capable of greatness.
Çünkü bütün başarısızlıklarımıza hatalarımıza ve sınırlarımıza rağmen biz insanlar azamete kâdiriz.
A successful man like me has limitations.
Benim gibi başarılı birinin de sınırları var.
The way any animal thinks depends on limitations of mind and body.
Herhangi bir hayvanın düşünce şekli… zihin ve bedenin sınırlarına bağlıdır.
Results: 269, Time: 0.1391

Top dictionary queries

English - Turkish