MEDIOCRE in Turkish translation

[ˌmiːdi'əʊkər]
[ˌmiːdi'əʊkər]
vasat
mediocre
average
mean
of mediocrity
subpar
middling
undistinguished
sıradan
ordinary
just
common
regular
average
normal
casual
mundane
simple
random
ortalama
average
mean
median
mediocre
alelade
just any
mediocre
ordinary
orta
middle
central
medium
center
mid
secondary
centre
average
intermediate
moderate
vasattılar
mediocre
average
mean
of mediocrity
subpar
middling
undistinguished
vasatlar
mediocre
average
mean
of mediocrity
subpar
middling
undistinguished
vasata
mediocre
average
mean
of mediocrity
subpar
middling
undistinguished
alelâde
just any
mediocre
ordinary

Examples of using Mediocre in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Borderline mediocre, if you ask me.
Bana sorarsan ortanın sınırında.
Guinevere Beck was unspecial and mediocre.
Guinevere Beck, özel biri değildi ve ortalamaydı.
Even as yakuza, you're mediocre.
Yakuza olmana rağmen vasatsın.
But apparently, I'm too mediocre to date.
Ama görünüşe göre çıkmak için çok aleladeyim.
Mediocre pizza or truly terrible Chinese?
Mediocre pizzamı yoksa iğrenç çin yemeği mi?
For such a mediocre kisser, I would have thought you would at least have brains.
Böylesine kötü öpüşen biri için en azından bir beyne sahip olabileceğini düşünüyordum.
These are mediocre times, Mrs Dunn.
Bunlar kötü zamanlar, Bayan Dunn.
So you find me mediocre?
Yani beni vasat mı buluyorsun?
A mediocre life? Don't make this about you?
Sıradan mı? Sence hayatımız böyle mi?
Don't make this about you. A mediocre life?
Sıradan mı? Sence hayatımız böyle mi?
Still mediocre?
Hâlâ vasat mı?
Mediocre: person of moderate ability.
Alelade: vasat yetenekli insan.
He became a mediocre journalist, then a mediocre member of Parliament.
Gazeteci oldu gene ortasiklet ve sonra… 1168. Ortasiklet bir parlamentocu.
Walk, stop, smile please, mediocre.
Yürü, dur, gülümse lütfen, sıradan, vasat.
It's actually easier… if you have only ever been mediocre.
Asıl kolay olan hiç başarılı olmamaktır.
Not bad. I would have liked that. But mediocre.
Hayır… Ama ne iyi ne de kötü olsa… Bu hoşuma giderdi.
Mediocre being the key word.
Buradaki anahtar kelime, bayağı.
Mediocre? you pretentious little insignificant artist?
Kasıntı, önemsiz, silik sanatçı. Vasat mı?
Well, at least I have had mediocre sex recently.
Ben en azından son zamanlarda iyi kötü bir seks yaptım.
Instead of spending more money on expensive and mediocre antennas, why not just give away HooliPhones for the test?
Test için HooliPhoneları dağıtmıyorsunuz? Pahalı ve vasat antenlere daha çok para harcayacağınıza neden…?
Results: 282, Time: 0.0789

Top dictionary queries

English - Turkish