MIDDLE-AGED in Turkish translation

[ˌmidl-'eidʒd]
[ˌmidl-'eidʒd]
orta yaşlı
midlife
mid-life
middle age
middle-aged
the median age
regular-aged
orta yaşta
midlife
mid-life
middle age
middle-aged
the median age
regular-aged
orta yaşlarda
midlife
mid-life
middle age
middle-aged
the median age
regular-aged
orta yaş
midlife
mid-life
middle age
middle-aged
the median age
regular-aged

Examples of using Middle-aged in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Four middle-aged women waltzing into a crime scene? What?
Neyin? Orta yaştaki 4 kadının suç mahalini basmasının mı?
So are we all, like… middle-aged now, then?
Şimdi hepimiz, orta yaştayız, öyle mi?
In the year 2000, Middle-aged director raja gosnell Had a bold vision.
Yılında orta yaştaki yönetmen Raja Gosnell evi olan şişko bir annenin cesurca hayalini kurdu.
Does she look like the kind of girl who would seduce her middle-aged History teacher?
Orta yaşlardaki tarih öğretmenini baştan çıkartmış bir kıza benziyor mu?
Now you're all living in the Midwest, middle-aged, and alone.
Şimdi hepiniz orta batıda yaşıyorsunuz, orta yaştasınız ve yalnızsınız.
All right. And for your information, I'm middle-aged.
Tamam. Ve bilgin olsun, orta yaşlıyım.
And for your information, I'm middle-aged. All right.
Tamam. Ve bilgin olsun, orta yaşlıyım.
Isn't middle-aged?
Amcalık değil mi?
I mean, I made every wrong choice a middle-aged man could make.
Bir orta yaşlı erkeğin verebileceği tüm yanlış kararları verdim.
What kind of a middle-aged man calls himself Tommy?
Ne tür bir orta yaşlı adam, kendine Tommy der?
Using 15 years old girls as bait for lonely middle-aged men.
Yaşında bir kızı, orta yaşlı yalnız erkekleri avlamak için yem olarak kullanıyorlar.
Middle-aged?
Orta yaşlı mıyım?
Middle-aged woman.
Yaşlı kadın.
And in return, she's stuck with a middle-aged man.
Karşılığındaysa bu orta yaşlı adama takılıp kaldı.
And none of these middle-aged white guys are game-changers. We desperately need a game-changing pick.
Ve bu orta yaşlı, beyaz erkeklerin hiçbiri oyunu değiştiremez.
They have started a middle-aged man garage band.
Ortda yaş erkek garaj grubu kurmuşlar.
It's so good to finally see two middle-aged white guys getting an opportunity.
Siz iki orta yaşlı beyaz adamın nihayet bir fırsat bulması çok hoş.
Middle-aged?
Orta yaşlı mı?
Not by a UFO… But by a miserable middle-aged man.
Ama bir UFO tarafından değil sefil bir orta yaşlı adam tarafından.
One of my favorite brain stories described these middle-aged guys.
En sevdiğim beyin hikayelerinden biri bu orta yaşlı adamları anlatıyor.
Results: 541, Time: 0.037

Top dictionary queries

English - Turkish