MORTAL in Turkish translation

['mɔːtl]
['mɔːtl]
ölümcül
deadly
fatal
lethal
mortal
terminal
death
murderous
life-threatening
bir insan
people
person
man
human
mortal
human being
folks
ölüm
death
dying
mortality
bir beşer
mortal
man
human
mortal
fâni
mortal
mundane
ölümlü
death
dying
mortality
fani
mortal
mundane
ezeli
sworn
mortal
ölümlüler
death
dying
mortality
ölümlüyü
death
dying
mortality
faniler
mortal
mundane
fanilerin
mortal
mundane
bir beşersin
mortal
man
human
bir beşere
mortal
man
human

Examples of using Mortal in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
And whoever that host is, I'm afraid they're in mortal danger now.
Sanırım artık ölüm tehlikesi altında. O konak beden her kimse.
She must have had food from the Mortal Kingdom.
Faniler Krallığından yemek yemiş olmalı.
We're mortal enemies- no time-outs.
Ezeli düşmanız. Mola alamıyoruz.
If you obey a mortal like yourselves, you shall be lost.
Kendiniz gibi bir insana itaat ederseniz hüsrana uğrayacağınızda hiç şüphe yoktur.
Didn't I tell you that mermaids aren't allowed to eat Mortal food?
Fanilerin yemeklerinin denizkızlarına yasak olduğunu söylemedim mi sana?
She's fine now. You came from the Mortal Kingdom.
Faniler Krallığından geldin. Şimdi iyi.
Well! After all that mortal money I have spent here!
Tüm o fâni paraları burada harcadıktan sonra. Demek öyle!
You're his mortal enemy, Supergirl.
Sen onun ezeli düşmanısın Supergirl.
If you obey a mortal like yourselves, you shall be lost.
Kendiniz gibi bir insana itaat ederseniz o zaman gerçekten de ziyan edersiniz.
We made no mortal before you immortal.
Senden önce hiç bir insanı ölümsüz kılmadık.
I met Princess by coincidence in the Mortal Kingdom.
Prensesle Faniler Krallığında tesadüfen tanıştım.
How to expel a magical creature from the mortal realm.
Sihirli bir yaratık fanilerin aleminden nasıl kovulur.
They will protect you from mortal danger.
Seni ölüm tehlikesinden koruyacaklar.
After all that mortal money I have spent here. Well!
Tüm o fâni paraları burada harcadıktan sonra. Demek öyle!
I have never experienced it, let alone a mortal like you.
Senin gibi bir ölümlüyü bırak, ben bile daha önce yaşamadım.
It's a forest in the Mortal Kingdom in the east.
Ölümlüler Krallığında, doğuda bir orman bu.
But Dothan's our mortal enemy.
Ama Dothan bizim ezeli düşmanımız.
If you obey a mortal like yourselves, you shall be lost.
Kendiniz gibi bir insana itaat ederseniz, o takdirde mutlaka hüsrana uğrayanlar olursunuz.
He met Ying Kong Shi in the Mortal Kingdom.
Faniler Krallığında Ying Kong Shiyle tanışmış.
Mortal life is full of disappointments. Yeah.
Ama işte fanilerin hayatı hayal kırıklıklarıyla doludur.
Results: 1739, Time: 0.0632

Top dictionary queries

English - Turkish