MUMBLE in Turkish translation

['mʌmbl]
['mʌmbl]
mumble
mırıldan
gevelemek

Examples of using Mumble in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
When I was very little, every evening before supper my father would pour a shot glass full of whiskey, mumble a prayer.
Ben küçükken, yemekten önce her akşam babam bir shot bardağı dolusu viski koyar, bir dua geveler.
That first hard summer while his mom and dad were working overtime on the great commute to the sea Mumble found a place away from disapproving eyes where a funky little fella could be himself.
O ilk ve zor yaz döneminde annesi ve babası balık avlanmak için Var güçleriyle çalışıp denizden eve gidip gelirken Mumble kendine küçük bir yaramazın, kendi gibi davranabileceği onu kınayan gözlerden uzak bir yer buldu.
That first hard summer… while his mom and dad were working overtime… on the great commute to the sea… Mumble found a place away from disapproving eyes… where a funky little fella could be himself. Oh, Mumble.
O ilk ve zor yaz döneminde… annesi ve babası balık avlanmak için… Var güçleriyle çalışıp denizden eve gidip gelirken… Mumble kendine küçük bir yaramazın, kendi gibi davranabileceği… onu kınayan gözlerden uzak bir yer buldu. Ah, Mumble.
That annoyance is specifically Christian. I think that my annoyance and old people who restrain the church's progress… yes, I think with little old ladies who mumble the Pater Nester.
Evet, sanırım… bu kızgınlık özellikle Hristiyanlıkla ilgiliydi. Babamız'' duasını mırıldayan… küçük yaşlı hanımlara… ve kilisenin gelişimini kısıtlayan eski insanlara olan kızgınlığım.
A stammering, mumbling, clumsy disaster with whom I have absolutely nothing in common.
Kekeleyen, mırıldanan, sakar bir felaket ve kesinlikle hiçbir ortak noktamız yok.
Tom started mumbling.
Tom mırıldanmaya başladı.
All mumbling and moaning like morons.
Tüm mırıldanarak ve moronlar gibi inilti.
Mumbling Oh yeah that's his…(mumbling) Huh?… Otacon's.
Geveler Bu onun…( geveler) Huh?… bu Otaconun.
Mumbling Safety first.
Geveler ÷nce g¸venlik.
Mumbling incoherently does not mean she's into it.
Farkında olmadan mırıldanması istediği anlamına gelmez.
And I started mumbling again.
Yine mırıldanmaya başladım.
Mumbles- l know who they are.
Mırıldanır- Onların kim olduklarını biliyorum.
Mumbling it's the Jews' destiny to be annihilated so they can be deified.
Ağzında geveler Yok edilmek Yahudilerin kaderidir, böylelikle yüceltilebilirler.
Mumbling and moaning.
Mırıldanıyor ve inliyor.
Mumbling Yeah.
Mırıldanır Evet.
Mumbling moron.
Mırıldanan moron seni.
Hey, Mumbles, can I have a word?
Hey Mırmır, biraz konuşabilir miyiz?
Mumbles, there is something about Bob that I don't think you know.
Mırmır, Bob hakkında bilmediğini sandığım bir şey var.
Mumbles, Bob and One Two.
Mırmır, Bob ve Bir İki.
Mumbles, One Two.
Mırmır, Bir İki.
Results: 119, Time: 0.0605

Top dictionary queries

English - Turkish