MY EDITOR in Turkish translation

[mai 'editər]
[mai 'editər]
editörüm
editor
edited
publisher
editörümü
editor
edited
publisher
editöre
editor
edited
publisher
editörüme
editor
edited
publisher

Examples of using My editor in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
My editor only assigns me pieces from the point of view of the black gaze.
Editörümün bana tek verdiği konular siyahi bakış açısından geyikler.
My editor hates the football piece.
Editörün futbol makalesinden nefret ediyor.
I have a meeting with my editor right after this.
Buradan hemen sonra editörümle görüşeceğim.
I wish that you were my editor.
Keşke benim editörüm olsaydın.
I told my editor but he calls it all nonsense.
Editörüme de anlattım, fakat saçmalık olarak nitelendirdi.
My editor?
Editörümü mü?
It's probably just my editor playing around.
Bu muhtemelen benim editörün işidir.
Your Armed Forces administration has asked my editor to send me.
Silahlı Kuvvetler editörümden beni buraya yollamasını talep etmiş.
No, my editor wants the story.
Olmaz, editörüm benden bu hikayeyi bekliyor.
She calls me"my editor" even though I'm standing right here.
Yanı başında olsam da bana'' editörüm'' diyor.
They carpeted my editor, who carpeted me.
Onlar benim editörü haşladılar, o da beni..
What? My editor wants to meet with me
Yayıncım benimle buluşmak istiyor,
My editor will kill me I know.
Sevmiyorsan görüsme Biliyorum, biliyorum, benim editörü beni öldürür güçlü kadin sayimiz.
Because you're not my editor.
Çünkü benim yayıncım sen değilsin.
What are you, my editor?
Siz de kimsiniz, editörüm mü?
The student body finds Van so intriguing… that my editor has asked me to do an exposé on him… for the school newspaper.
Öğrenciler Vanı ilginç buluyorlar editörüm okul gazetesi için onu yazmamı istedi.
My editor says we have to"beef up our online presence," so she want me to start a blog.
Editörüm'' online yapımızı güçlendirmemiz gerektiğini'' söylüyor, bu yüzden blog başlatmamı istiyor.
Julia Montague's the woman of the hour, so my editor didn't take much persuading.
Julia Montague herkesin dilinde o yüzden editörümü pek ikna etmek zorunda kalmadım.
My editor wants to print tomorrow. That Farringdon's had escorts up to his room. But, and this is being generous.
Editörüm, Farringdonın odasında eskort kızları ağırladığıyla ilgili hikayeyi yarın basmak istiyor.
So my editor didn't take much persuading. Julia Montague's the woman of the hour.
Julia Montague herkesin dilinde o yüzden editörümü pek ikna etmek zorunda kalmadım.
Results: 160, Time: 0.0404

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish