NEST in Turkish translation

[nest]
[nest]
yuva
nest
home
burrow
slots
kindergarten
socket
nursery
den
hatchery
daycare
yuvası
nest
home
burrow
slots
kindergarten
socket
nursery
den
hatchery
daycare
kovanına
hive
casings
fired
shell
beehive
bucket
cartridges
yuvasını
nest
home
burrow
slots
kindergarten
socket
nursery
den
hatchery
daycare
yuvayı
nest
home
burrow
slots
kindergarten
socket
nursery
den
hatchery
daycare
kovanını
hive
casings
fired
shell
beehive
bucket
cartridges
neste

Examples of using Nest in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Your nest is for doves and birds of prey.
Sizin yuvanız güvercinler ve yırtıcı kuşlar için.
What will I be if I enter your nest?
Ben sizin yuvanıza girersem ne olur?
If sid's nest egg goes up in smoke, he's got to make a move.
Eğer Sidin yuvadaki yumurtaları uçarsa harekete geçmek zorunda kalır.
You're welcome to my little nest.
Küçük yuvama hoş geldin.
Especially when you have feathered your nest.
Özellikle de yuvanı zenginleştirdiğin zamanlarda.
Kicking your kids out of the nest already?
Çocuklarını yuvalarının dışına mı atıyorsun?
You know you have a bat's nest up there, right?
Yarasa yuvan var, farkındasın değil mi?
Our cozy little love nest, our romantic pied-à-terre.
Küçük sıcak aşk yuvamız, başımızı sokacağımız romantik yerimiz.
Radiation would get up through the tunnels in the rat's nest.
Radyasyon fare yuvasındaki tünellerden geçerek yukarıya ulaşır.
Just build your nest somewhere high, you lazy bird.
Sadece, şu yuvanı yukarılarda bir yerde inşa et, seni tembel kuş.
You have moved into this love nest.
Aşk yuvana taşınmışsın hemen.
This is why sandgrouse nest so far from water holes.
Çöl tavuğu yuvalarının su çukurlarından bu kadar uzak olmasının sebebi budur.
The humans' nest is strictly forbidden.
İnsanların yuvalarına girmek kesinlikle yasaktır.
Victims are taken to the nest, where the pack keeps them alive.
Kurbanları yuvalarına götürürler, grup onu günlerce canlı tutar.
That's how you bought your little love nest.
O aşk yuvanı da bu sayede aldın.
They bring them to the nest of the great birds and fly away over the sand.
Onları büyük kuşların yuvalarına götürdüler. Ve kumların üzerinden uçurdular.
Snipers cut into our machine-gun nest and laid an egg.
Keskin nişancılar yuvamızı buldular ve yumurta koydular.
He… pillaged my nest.
Benim yuvamı yağmaladı.
And out of all the nest, he's the only fertile male.
Ve yuvadaki tek faal erkek.
We broke into your love nest.
Aşk yuvana izinsiz girdik.
Results: 2527, Time: 0.0695

Top dictionary queries

English - Turkish