PACING in Turkish translation

['peisiŋ]
['peisiŋ]
volta atmayı
volta atıyor
arşınlayarak
pacing
tempo
beat
pace
time
drumroll
hızımı
speed
velocity
roller
fast
rate
pace
momentum
volta atmaya
voltalıyor

Examples of using Pacing in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Stop pacing and say something.
Yürümeyi bırak da bir şey söyle.
Pacing, that's the key.
Adımlama, anahtar bu.
Grandma says stop pacing.
Büyükannem dolanmayı kessin diyor.
Now please stop pacing and help me find this thing.
Şimdi lütfen dolanmayı bırak da, şu şeyi bulmama yardım et.
The nervous pacing, checking the exits, mysterious phone calls from lady friends.
Stresli voltalar, çıkışları kontrol etmeler kadın arkadaşından gelen garip telefonlar.
We didn't build the Delta Flyer to withstand such extensive pacing.
Delta Flyerı volta atmak için inşa etmedik.
Will you stop pacing?
Yürüyüp durmasana?
Stop pacing.
Dönüp durma.
All pacing up and down. He's handcuffed.
Aşağı yukarı adımlıyorsun. Kelepçeli.
Sara out! Grandma says stop pacing.
Büyükannem dolanmayı kessin diyor. Sara kaçar!
Grandma says stop pacing. sara out!
Büyükannem dolanmayı kessin diyor. Sara kaçar!
Stop pacing.
Hızlandırmayı kes.
Pacing pads are in position.
Pace pedleri yerinde.
Please be so good as to stop pacing Watson, you distract me.
Lütfen dolaşmayı bırakır mısın, Dr. Watson? Dikkatimi dağıtıyorsun.
Oh do stop pacing!
Oh, dolaşıp durma!
Dad, can you stop pacing?
Baba, hızlanmayı keser misin?
Pacing's a stress response.
Adımlama bir strese karşılık.
Quit pacing, Shawn.
Yürümeyi kes, Shawn.
Pacing myself.
Kendimi ayarlıyorum.
Father will be waiting outside pacing nervously.
Baban dışarıda bekliyor, endişeyle dolanıyor olacak.
Results: 78, Time: 0.0888

Top dictionary queries

English - Turkish