PREOCCUPIED in Turkish translation

[priː'ɒkjʊpaid]
[priː'ɒkjʊpaid]
meşgul
busy
engage
occupy
dalgın
absent-minded
pensive
distracted
preoccupied
lost
absentminded
wistful
endişeli
worry
concern
anxiety
fear
anxious
apprehension
fraught
nervous
disquieting
kafam
head
high
mind
skull
brain
scalp
cranial
meşguldüm
busy
engage
occupy
meşgulüm
busy
engage
occupy
meşguldü
busy
engage
occupy

Examples of using Preoccupied in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
No, but I was, uh, a little preoccupied.
Hayır, ben biraz meşguldüm.
Tom looks preoccupied.
Tom dalgın görünüyor.
And, um… I'm sorry for being so preoccupied this last while.
Ve… son zamanlarda bu kadar meşgul olduğum için üzgünüm.
cold and distant and preoccupied.
soğuk ve mesafeli ve dalgın.
I'm sorry for being so preoccupied this last while. And.
Ve… son zamanlarda bu kadar meşgul olduğum için üzgünüm.
Even in New York, at certain moments you seemed very preoccupied.
Hatta New Yorkta, bazı anlarda çok dalgın görünüyordun.
You seem more preoccupied than usual.
Her zamankinden daha dalgın görünüyorsunuz.
He seems preoccupied.
Şey görünüyor… Dalgın.
naturally he's preoccupied.
doğal olarak dalgın olacak.
Gerritt seems distant and preoccupied.
Gerritt mesafeli ve dalgın görünüyor.
Dave's been even more preoccupied than usual lately.
Dave, son zamanlarda normalde olduğundan bile daha dalgın.
Detached and preoccupied.
An2} Mesafeli ve dalgın.
Preoccupied with weight loss,
Kafasını kilo vermekle bozmuş.
That means preoccupied.
Anlamı endişeleniyorum demek.
Sorry. Just a little preoccupied.
Özür dilerim, dalgınım biraz.
You're too preoccupied for your own good.
Kendi işlerinizle çok fazla meşgulsünüz.
Preoccupied since your mama died.
Annen öldüğünden beri meşgulsün.
I'm more preoccupied with Ryan and my sister.
Ben daha çok Ryan ve kız kardeşim için endişeliyim.
Preoccupied, yes. But there's nothing unusual about that.
Ama bu olağan dışı bir şey değildi. Dalgındı, evet.
Preoccupied with Detective Carter.- She all right?
Dedektif Carterla meşgul ediyor kendisini?
Results: 163, Time: 0.0905

Top dictionary queries

English - Turkish