PRIMEVAL in Turkish translation

[prai'miːvl]
[prai'miːvl]
ilkel
primitive
primal
primordial
crude
rudimentary
primeval
early
visceral
uncivilized
neanderthal
primeval
i̇lkel
primitive
primal
primordial
crude
rudimentary
primeval
early
visceral
uncivilized
neanderthal
eski
old
former
ancient
ex
previous
past
used

Examples of using Primeval in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
The Primeval Beech Forests of the Carpathians include ten separate massifs located along the 185 km(115 mi)
Karpatlardaki İlkel Kayın Ormanları, Ukraynadaki Rakhiv dağlarından ve Chornohora sıradağlarından Poloniny Sırtından( Slovakya)
Lord God, by the power of your word, you stilled the chaos of the primeval seas, made the raging waters of the flood subside,
Yüce Tanrım, tarih öncesinde denizlerdeki kaosu tek bir sözün ile dindirdin.
is one of the last and largest remaining parts of the immense primeval forest that once stretched across the European Plain.
bir zamanlar Avrupa Ovası boyunca yayılmış olan uçsuz bucaksız ilkel ormanların en son ve en büyük örneklerindendir.
Top Gear and Primeval, as well as Norwegian and Scandinavian youth productions like Topp 20,
Top Gear ve Primeval, Norveç ve İskandinav gençlik yapımlarının yanı sıra Topp 20
Something like primeval paradise.
Yani ilkel bir cennet gibi.
He's primeval, baby!
Tam bir ilkel yani, bebeğim!
Pool as a ritual in primeval society.
Bilardo, ilkel toplumların ritüeli.
Several primeval vases stand in this room.
Bu odada birkaç ilkel vazo duruyor.
Paul, it's Timur,'primeval.
Paul, Bu Timurun, ilk olarak.
Fumes, toxic waste. The primeval ooze.
Dumanlı, zehirli atık. ilkel.
Unfortunately the last remaining source of primeval magic.
Ne yazık ki, geride kalan son kaynak ilkel sihirler.
The same sensations as the most primeval creature.
En ilkel canlının duygularıyla aynı duygu.
Quicksand, fumes, toxic waste. The primeval ooze.
İlkel bataklık… bataklık kumu, zehirli atıklar.
The planet has returned to its primeval state!
Gezegen, ilkel çağlarına geri döndü!
The primeval ooze. Quicksand, fumes, toxic waste.
Dumanlı, zehirli atık. ilkel.
Perhaps it emits some kind of primeval mating call.
Belki de ilkel bir çiftleşme çağrısı yapıyordur.
The language of dreams is a language of primeval fears.
Rüyaların dili, ilkel korkuların dilidir.
The primeval ooze-- quicksand, fumes, toxic waste.
İlkel bataklık… bataklık kumu, zehirli atıklar.
Like some kind of primeval struggle between us and them.
Tıpkı bizler ile onların arasındaki ilkel savaşlar gibi.
Ancestral knowledge seems to draw them back to their primeval home range.
Atalarından aldıkları bilgiler onları ilk evlerine çekiyor gibi görünüyor.
Results: 126, Time: 0.0575

Top dictionary queries

English - Turkish