REAL HUMAN in Turkish translation

[riəl 'hjuːmən]
[riəl 'hjuːmən]
gerçek insan
real human
real people
actual human
real person
genuine human
true human
with proper humans
actual person
actual people
gerçek bir insanı
insani hakiki
gerçek insanların
real human
real people
actual human
real person
genuine human
true human
with proper humans
actual person
actual people
gerçek insanlar
real human
real people
actual human
real person
genuine human
true human
with proper humans
actual person
actual people

Examples of using Real human in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
A real human girl.
Gerçek insandan bir genç kız.
You live like a real human.
Gerçekten insanlar gibi yaşıyorsun.
I feel like a real human.
Gerçek bir insan gibi hissediyorum!
It's real human skin?
Sahici insan derisi mi?
We are bringing an actual human, a real human life into this world.
Dünyaya gerçek bir insan getiriyoruz. Bu dünyaya, gerçek bir insan.
With blinders and biases and real human limitations.
At gözlüğü ve ön yargılarıyla ve insanın gerçek sınırlı yapısıyla.
Is she a program like they announced, or is she actually a real human?
Dedikleri gibi bir program mı, yoksa gerçek bir insan mı?
Make them see you as a real human being. Try to befriend your captor.
Kaçıran kişiyle arkadaş olmaya çalışarak… seni gerçek bir insan olarak görmesini sağlamak.
Make them see you as a real human being. Try to befriend your captor.
Seni kaçıranla arkadaş olmaya çalış… seni gerçek bir insan gibi görsünler.
Yes. Well, they're not real human teeth, if that's what you're asking me.
Evet, gerçek insan dişi değil, eğer onu soruyorsan.
Appalled that he can be romantically attached to what she calls a"computer", Catherine accuses Theodore of being unable to deal with real human emotions.
Catherine, Theodoreu gerçek insan duygularıyla baş edememekle suçlar ve bu yüzden bir'' bilgisayar'' ile ilişkiye girdiğini söyler.
You would take even this, a moment of real human grief, and turn it into a farce.
Bunu bile… gerçek insanların yas halini bile… bir şakaya çevirebiliyorsun.
It was rumored that the set of"poltergeist" was cursed, that they used real human bones as props.
Kötü Ruh'' çekimleri sırasında gerçek insan kemikleri kullanıldığı için setin lanetlendiği söylenirdi.
Plain and simple, a real human has to do, what a real human has to do.
Sade ve basit. Gerçek bir insan gerçek insanların yapması gerekeni yapar.
Do you have a skeleton key made from real human bone that opens a door to a world of talking animals?
Konuşan hayvanlar dünyasının kapısını açan gerçek insan kemiklerinden yapılmış iskelet anahtarın var mı?
The system is designed to… to give the surgeon tactile feedback which mimics the density of real human tissue.
Sistem cerraha dokunsal geri bildirim verecek şekilde tasarlandı. Gerçek insan dokusunun yoğunluğu taklit edildi.
every single one with real human hair!
her biri eşsiz… her birinde gerçek insan saçı vardır!
One of those knives he had was made out of real human bone-- the bone of a different serial killer.
Elindeki bıçaklardan biri gerçekten insan kemiğindenmiş. Farklı bir seri katilin kemiği.
I want him to see that she's a real human being… with real thoughts and real feelings.
Onun gerçek bir insan olduğunu, düşünceleri olduğunu, duyguları olduğunu görmesini istiyorum.
It's a fair assumption that every human being real human beings flesh and blood ones,
Haklı bir düşünce olarak her insanın gerçek insanın kanlı canlı olanların şirketlerin
Results: 79, Time: 0.0494

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish