SHOULD WARN in Turkish translation

[ʃʊd wɔːn]
[ʃʊd wɔːn]
uyarmalıyım
to warn
to alert
a heads-up
to caution
warning
to stimulate
to forewarn
stimulation
uyarmalı
to warn
to alert
a heads-up
to caution
warning
to stimulate
to forewarn
stimulation
uyarsın
to warn
to alert
a heads-up
to caution
warning
to stimulate
to forewarn
stimulation
uyarmalıyız richie richie eğer bizi duyabiliyorsan biz bu

Examples of using Should warn in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
I should warn you though, I'm not gonna sit on my ass and wait for the men to come to me.
Yine de sizi uyarmalıyım, kıçımı sandalyeye koyup adamların bana gelmesini beklemem.
Okay, uh, before we head deeper into the woods, I should warn you folks that there's been several bear sightings in the area.
Tamam, ormanın derinliklerine gitmeden önce… sizi uyarmalıyım; bölgede birkaç ayı görülmüş.
Can you turn the lights on?- Okay…- Oh, JJesus!- I should warn you, because.
Işıkları açar mısın?- Oha!- Seni uyarmalıyım çünkü.
Okay…- Can you turn the lights on?- I should warn you, because…- Oh, Jesus!
Işıkları açar mısın?- Seni uyarmalıyım çünkü…- Oha!
Okay…- Can you turn the lights on?- I should warn you, because…- Oh.
Oha!- Işıkları açar mısın?- Seni uyarmalıyım çünkü.
Okay…- Can you turn the lights on?- Oh, Jesus!- I should warn you, because!
Işıkları açar mısın?- Seni uyarmalıyım çünkü…- Oha!
Okay…- Can you turn the lights on?- Oh, Jesus!- I should warn you, because.
Işıkları açar mısın?- Oha!- Seni uyarmalıyım çünkü.
Oh, Jesus!- Okay, I should warn you, because… Can you turn the lights on?
Işıkları açar mısın?- Oha!- Seni uyarmalıyım çünkü?
Can you turn the lights on?- Okay…- Oh, Jesus!- I should warn you, because!
Işıkları açar mısın?- Seni uyarmalıyım çünkü…- Oha!
Okay…- Can you turn the lights on?- I should warn you, because…- Oh.
Işıkları açar mısın?- Oha!- Seni uyarmalıyım çünkü.
Can you turn the lights on?- Okay…- Oh, JJesus!- I should warn you, because!
Işıkları açar mısın?- Seni uyarmalıyım çünkü…- Oha!
Okay…- Can you turn the lights on?- Oh, Jesus!- I should warn you, because.
Oha!- Işıkları açar mısın?- Seni uyarmalıyım çünkü.
Can you turn the lights on?- Okay…- Oh, Jesus!- I should warn you, because.
Oha!- Işıkları açar mısın?- Seni uyarmalıyım çünkü.
Can you turn the lights on?- Okay…- Oh, JJesus!- I should warn you, because.
Oha!- Işıkları açar mısın?- Seni uyarmalıyım çünkü.
Can you turn the lights on?- I should warn you, because…- Oh, Jesus!
Işıkları açar mısın?- Seni uyarmalıyım çünkü…- Oha!
Can you turn the lights on?- Okay…- Oh, Jesus!- I should warn you, because.
Işıkları açar mısın?- Oha!- Seni uyarmalıyım çünkü.
There's quite a bit of work to do. I should warn you, though, the place I'm taking you.
Yapılacak epeyce iş var. Yine de seni uyarmalıyım, seni götürdüğüm yer.
I should warn you, though, the place I'm taking you… there's quite a bit of work to do.
Yapılacak epeyce iş var. Yine de seni uyarmalıyım, seni götürdüğüm yer.
And tact. Okay. I should warn you: He seems to be a man of little patience.
Pekala. Sizi uyarmam gerek, kendisi sabırlı ve nezaket sahibi birine benziyor.
But I should warn you, my dad's ex-military and he says I have a
Ama seni uyarmaliyim, benim babam eski askerdir
Results: 158, Time: 0.0419

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish