SOLITUDE in Turkish translation

['sɒlitjuːd]
['sɒlitjuːd]
yalnız
alone
lonely
only
lone
single
lonesome
solo
loner
privacy
be
yalnızlık
alone
lonely
only
lone
single
lonesome
solo
loner
privacy
be
issızlık
lonely
desolate
uninhabited
remote
solitary
in the middle
lonesome
godforsaken
deserted
isolated
yanlızlık
alone
lonely
only
just
be
tenhalığı
private
slow
lonely
secluded
deserted
isolated
quiet
inhumations
tek başıma
are the only pain
yalnız kalmak
to be alone
privacy
to stay alone
to be left alone
lonely
yalnızlık ve yalnız olmak
yalnızlığı
alone
lonely
only
lone
single
lonesome
solo
loner
privacy
be
yalnızlığa
alone
lonely
only
lone
single
lonesome
solo
loner
privacy
be
ıssızlık
lonely
desolate
uninhabited
remote
solitary
in the middle
lonesome
godforsaken
deserted
isolated

Examples of using Solitude in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
I thought only Superman had a fortress of solitude.
Yanlızca süpermenin yanlızlık kalesi vardır sanıyordum.
Kal Rekk is a day of atonement, solitude and silence.
Kal Rekk, yalnız kalma ve sessizlik günüdür.
The solitude of the desert gives me consolation in my own solitude..
Çölün yalnızlığı kendi yalnızlığıma teselli oluyor.
You destroyed my fortress of solitude.
Benim yanlızlık kalemi yıktınız.
You mentioned you were having difficulty… adjusting to the solitude of the past few days.
Son bir kaç gündür yalnızlığa alışmakta… zorluk yaşadığını söylüyordun.
Solitude is good.
Yalnız olmak güzeldir.
But I thought you might appreciate the solitude as you seek inspiration.
İlham aradığınız için yalnızlığı tercih edeceğinizi düşündüm.
Solitude never hurt anyone.
Yanlızlık hiç bir zaman birine zarar vermemiştir.
I have got two dachshunds, for they can't stand solitude.
Yalnızlığa dayanamayan iki tane Dakhund türü köpeğim var.
For true privacy and solitude, visit Casa Ysolata Eco-Resort.
Gerçek mahremiyet ve ıssızlık için Casa Ysolata Eco-Resorta gelin.
Cool! Preparing Fortress of Solitude infiltration gear.
Süper! Yalnız Kalesine giriş takımları hazırlanıyor.
He used to be a recluse who loved peace and solitude.
Tam tersine… Eskiden keşişlik yapmış ve barışı ve yalnızlığı seven biridir.
The world laughs, there will be no more solitude.
Dünya güldüğünde yanlızlık yoktur artık.
You think those who can't tolerate solitude can be spies?
Yalnızlığa tahammül edemeyen biri casus olabilir mi?
Preparing Fortress of Solitude infiltration gear.- Cool!
Süper! Yalnız Kalesine giriş takımları hazırlanıyor!
I much prefer the joy and solitude of good old Mother Nature.
Doğa ananın verdiği keyfi ve yalnızlığı tercih ediyorum.
Everything is sinister Why? The ambience, the solitude that surrounds it.
Neden? Ortam, orayı çevreleyen ıssızlık, her şey netameli geliyor.
My solitude must also be yours.
Ben nasıl yalnız isem, sen de öyle olacaksın.
I needed some solitude.
Biraz yalnızlığa ihtiyacım vardı.
Why? The ambience, the solitude that surrounds it, everything is sinister.
Neden? Ortam, orayı çevreleyen ıssızlık, her şey netameli geliyor.
Results: 470, Time: 0.0821

Top dictionary queries

English - Turkish