STAB in Turkish translation

[stæb]
[stæb]
bıçak
knife
blade
stab
razor
cuchillo
stab
bıçaklamak
stab
like a knife
bıçakla
stab
like a knife
sapla
sticking
stabbing
stabbing you
hançerleyin
bıçaklayacak mısın
bıçaklama
stab
like a knife
bıçakladığını
stab
like a knife
sapladım
sticking
stabbing
stabbing you
bıçağı
knife
blade
stab
razor
cuchillo
bıçaklanma
knife
blade
stab
razor
cuchillo
bıçaklardım
knife
blade
stab
razor
cuchillo
saplama
sticking
stabbing
stabbing you

Examples of using Stab in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
A little whorish to kiss and stab.
Önce öpüp sonra bıçaklamak biraz kahpece değil mi?
Stab!- Two…- One…- Two.
İki…- İki…- Sapladım!- Bir.
White female vic, stab and grab.-What do we got?
Ne var? Kurban beyaz bir kadın, bıçaklama ve kapkaç?
Now, if you're gonna stab, stab, Trigger.
Şimdi, saplayacaksan sapla, Tetik.
Stab wounds, bruises,
Bıçaklanma yaraları, ezikler,
I'm gonna stab your old ass when we get upstairs to them cells.
Üst kattaki hücrelere çıkınca bıçağı götüne saplayacağım yaşlı moruk.
In the ER, I saw addicts stab themselves for a scrip of oxycodone.
ERde, bağımlıların kendilerini bıçakladığını gördüm bir oksikodon scripti için.
But you had to stab me in the back, huh?
Ama beni arkadan bıçaklamak zorunda kaldın, ha?
Stab!- One…- Two…- Two.
İki…- İki…- Sapladım!- Bir.
Take this knife and stab him!- What?
Ne?- Bıçağı al ve ona sapla!
For a scrip of oxycodone. In the ER, I saw addicts stab themselves.
ERde, bağımlıların kendilerini bıçakladığını gördüm bir oksikodon scripti için.
Stab wound, ligature, killed elsewhere.
Bıçaklanma yarası, bağlanma izi, başka yerde öldürülmüş.
No, I… I really came here to… stab you.
Seni bıçaklamak. Hayır, ben gerçekten buraya geldim.
I would stab you again right now. If I had not promised the captain otherwise.
Kaptana söz vermiş olmasaydım, seni şu anda tekrar bıçaklardım.
Two…- Two… Stab!- One.
İki…- İki…- Sapladım!- Bir.
There actually are two small stab wounds to Dan McLane's abdomen.
Aslında Dan McLanein karnında iki küçük bıçaklama yarası var.
Fetch a knife and stab me in the ears. Be a dear.
Bana bir iyilik yap. Kulağıma bıçak sapla.
Stab you. No, I… I really came here to.
Seni bıçaklamak. Hayır, ben gerçekten buraya geldim.
Stab wounds?
Saplama yaraları?
Did she see Lex stab me?
Lexin beni bıçakladığını gördü mü?
Results: 936, Time: 0.0639

Top dictionary queries

English - Turkish