STUCK HERE in Turkish translation

[stʌk hiər]
[stʌk hiər]
burada sıkışmış
burada mahsur
burada kalıp
mahsur kaldığımıza inanamıyor diğer tarafımsa burada
buraya saplanmış
burada kardeşimle kavga etmeyle çocuklara göz kulak olmayla sıkıştım kaldım
buraya sıkışıp kalmış
buraya mahkum

Examples of using Stuck here in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
You're not stuck here, are you?
Aslında burada mahsur kalmadın, değil mi?
You're not stuck here, are you?- You never come back.
Aslında burada mahsur kalmadın, değil mi?- Hiç dönmedin.
You never come back. You are not stuck here, are you?
Aslında burada mahsur kalmadın, değil mi?- Hiç dönmedin?
There's a school bus stuck here.
Burda takılmış bir okul otobüsü var.
You? Really? I haven't been stuck here.
Onca zaman burada tıkılıp kaldım ama… Ben senin gibi değilim.
Now it's your fault I'm stuck here.
Şimdi de burada kalmış olmam senin hatan.
You keep me stuck here.
Buraya kısılıp kaldım.
Drinking beer at Harvelle's, not stuck… Stuck here with you?
Harvellede biranı içerdin ve burada sıkışıp… Sizinle sıkışıp kalmaz mıydım?
Great. Now we're stuck here.
Şimdi biz kaldık burada. Çok güzel.
Bon appetite! I'm stuck here thanks to you.
Sayenizde burada takılıp kaldım.- Afiyet olsun.
Doc, stuck here? Whoa,?
Burada kalamam. Doktor, saplandım mı?
Are you saying there have been others stuck here?
Burda sıkışan başka insanlar da mı var?
That's how come we stuck here so long.
Sıkışıp kaldık. Bu yüzden burada.
So now you just feel stuck here?
Yani buraya sıkışmış mı hissediyorsun?
I don't feel stuck here.
Burada'' kapana kısılmış'' hissetmiyorum.
Stuck here all day, I get nowhere with Coralie.
Bütün gün buraya tıkılı kaldım. Coralie ile de iş yaş.
Being stuck here all day will turn me into a ghost.
Burada tıkılı kala kala, hayalet gibi oldum.
And now I am stuck here, carless with no place to go.
Şimdi de buraya kısılıp kaldım Arabasız Gidecek bir yerim olmadan.
No job, stuck here forever?
İş yok, sonsuza kadar burada sıkışıp kalacaksın?
Everybody else has gone to parade and I'm stuck here with you.
Herkes geçit törenine gitti, ben ise seninle birlikte burada tıkılıp kaldım.
Results: 103, Time: 0.0536

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish