TAGGING in Turkish translation

['tægiŋ]
['tægiŋ]
etiketleme
labeling
tagging
etiketlendirilmesi
tag
label
sticker
hashtag
stick-ons
tagging
etiketlemek
labeling
tagging
etiketlemenin
labeling
tagging

Examples of using Tagging in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Tagging walls,?
Duvarları etiketlemek için mi?
Tagging trees is a lot better than chasing monsters.
Ağaçları işaretlemek canavar kovalamaktan çok daha iyi.
Aren't you sick of tagging along with them?
Onların peşine takılmaktan sıkılmadın mı?
Look, we don't want to slow down your tagging of private property.
Dinle, özel mülke graffiti çizmene engel olmak istemiyoruz.
I'm told. Tagging techniques, whatnot.
Takip teknikleri yüzünden falan olduğu söylendi.
Tagging techniques, whatnot. I'm told.
Takip teknikleri yüzünden falan olduğu söylendi.
I'm told, for tagging techniques, whatnot.
Takip teknikleri yüzünden falan olduğu söylendi.
He thinks about nothing but hares, hares, hares. From now until the end of tagging season.
Fişleme sezonu bitene dek tavşandan başka şey düşünmez.
When are you gonna stop tagging after me?
Beni takip etmeyi ne zaman bırakacaksın?
They use it for tagging animals, training, research.
Hayvanların takibi, eğitimi ve araştırması için kullanıyorlar.
I hope you didn't mind J.D. tagging along.
Umarım J.D. nin takılması seni rahatsız etmiyordur.
It's for radio tagging the sharks.
Köpekbalıklarını radyo etiketlemek içindir.
Bart Simpson, you're under arrest for tagging the town.
Bart Simpson, şehri boyamaktan dolayı tutuklusun.
Anna's tagging humans like animals.
Anna insanları, vahşi yaşamdaki hayvanlar gibi fişliyor.
Tried tagging a cop car with the cops still in it.
İçinde polisler varken polis arabasını boyamaya kalkmış.
The Council believes they have halted my tagging program.
Konsey, onların benim takip programımı durdurduklarına inanıyor.
I don't want people tagging along everywhere I go.
İnsanların her gittiğim yere peşimden gelmelerini istemiyorum.
Tried tagging a cop car with the cop still in it.
İçinde polisler varken polis arabasını boyamaya kalkmış.
I could just see you up there tagging grizzlies.
Seni orada ayıları işaretlerken düşünebiliyorum.
Dad, Cal wants to go laser tagging this afternoon.
Baba, Cal bu öğlen lazer taga gitmek istiyor.
Results: 81, Time: 0.081

Top dictionary queries

English - Turkish