TRAPPING in Turkish translation

['træpiŋ]
['træpiŋ]
hapsetmenin
imprisoning
to trap
confining
incarcerating
confinement
lock
to be cooped up
tuzağa
trap
ambush
setup
trick
decoy
set-up
entrapment
snare
lure
framed
sıkıştırarak
shaking
pinched
are stuck
getting stuck
being trapped
kapana
close
snares
shut down
knapper
tuzak
trap
ambush
setup
trick
decoy
set-up
entrapment
snare
lure
framed
hapsetmek
imprisoning
to trap
confining
incarcerating
confinement
lock
to be cooped up
hapsettin
imprisoning
to trap
confining
incarcerating
confinement
lock
to be cooped up

Examples of using Trapping in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
You're really good at trapping people.
İnsanları kafesleme konusunda gerçekten iyisin.
Derry started as a beaver trapping camp.
Derry kunduz yakalama kampı olarak kurulmuş.
And trapping♪♪!
Ve tuzak kurmaya!
And fighting! And trapping!
Ve yakalamayı! -Ve kavgayı!
And fighting! And trapping!
Ve tuzak kurmaya! -Ve döğüşe!
I'm from Alabama. You know anything about trapping?
Tuzak kurmak hakkında bir şey biliyor musun? Alabamalıyım?
Trapping geese… he plucked all their feathers.
Kazları yakalayıp tüylerini bir güzel yolmuş.
That doesn't justify trapping him or getting pregnant.
Bu ona tuzak kurmak veya hamile kalmayı haklı göstermez.
For trapping animals.
Hayvanları yakalamak için.
Congrats on trapping my sister with your seed.
Tebrikler. Tohumunla kardeşimi tuzağa düşürdün.
The hands are held together, trapping a pocket of air between the two palms.
Eller birlikte tutulup iki avucun arasındaki hava yakalanır.
moist lips are said to assist in trapping scent particles.
aynı şekilde koku partiküllerini yakalamaya yardımcı olduğu düşünülür.
First, he wants to rip Davina's head off for trapping him in his body.
İlk o Davina başını rip istiyor. Vücudunda onu yakalama için.
Fire has broken out on Mount Springfield… trapping two youngsters and their camera.
Springfield Dağında başlayan yangın iki küçüğü ve fotoğraf makinelerini pusuya düşürdü.
The Blind Witch cast a spell trapping us here.
Kör Cadı bizi buraya hapsetmek için büyü yaptı.
There was no work so my father went trapping.
Hiç iş yoktu ve babam tuzak kurmaya gitti.
Both towers came down, trapping thousands and thousands of people inside.
İki kule de yıkıldı, yüzlerce, binlerce insan… içinde mahsur kaldı.
Which could cause air trapping.
O da hava hapsine neden olabilir.
That's not very nice, trapping your brother in a box.
Bu çok hoş değil, kardeşini bir kutuda yakala.
Derry started as a beaver trapping camp.
Derry en başında bir kunduz yakalama kampıymış.
Results: 101, Time: 0.0615

Top dictionary queries

English - Turkish