UPBRINGING in Turkish translation

['ʌpbriŋiŋ]
['ʌpbriŋiŋ]
yetiştirilme
to catch up
growing up
terbiyesi
manners
decency
discipline
tame
nurture
civility
marinate
upbringing
eğitimi
education
training
study
drill
teaching
ed
school
to train
yetişmesinden
to catch up
growing up
yetiştirme
to catch up
growing up
yetişmesi
to catch up
growing up
bir çocukluk
childhood
a child
a boyhood
kid
upbringing

Examples of using Upbringing in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Here's what little we know of Sarah Manning's upbringing and environment.
Burada Sarah Manningin yetiştirilmesi ve çevresiyle ilgili bildiğimiz az da olsa bilgi var.
I read the entire report about her upbringing.
Onun yetiştirilmesi hakkında ki raporunun tamamını okudum.
Shah described his own unconventional upbringing in a 1971 BBC interview with Pat Williams.
Şah sıradışı yetiştirilişini 1971 senesinde Pat Williams ile BBCde yaptığı bir söyleşide kendi anlatmıştı.
You do not know a child's hard upbringing here.
Bu mahallede çocuk yetiştirmek zor iş.
It's like kind of a Ted Bundy upbringing.
Bu, bir çeşit Ted Bundy* yetiştirmek gibi.
They differed with each other on the care and upbringing of their children.
Onlar çocukların bakım ve yetiştirilmesinde birbirleriyle farklıydı.
Hence you will kindly leave the child's upbringing up to me.
Onun için çocuğun yetişmesini bana bırakınız.
Your mom handled your upbringing.
Sizi anneniz yetiştirdi.
A real careless upbringing. You must have had.
Sen gerçekten dikkatsiz yetiştirilmiş olmalısın.
Gentlemen, remember your upbringing.
Baylar, alilenizi, eğitiminizi unutmayın.
Gentlemen, remember your upbringing.
Baylar, ailenizi, eğitiminizi unutmayın.
I think it has something to do with upbringing. Well, I.
Pekala… Sanırım bunun yetiştirilmeleriyle bir ilgisi var.
I think it has something to do with upbringing. Well, I.
Bir ilgisi var. Pekala… Sanırım bunun yetiştirilmeleriyle.
We take the responsibility of his studies and his upbringing.
Biz onun çalışmalarının ve onun yetiştirdiklerinin sorumluluğunu alacağız.
All about my crap language skills and my waspy upbringing.
Bok gibi dil becerim olsun, hırçın yetiştirilmem olsun.
I guess that's due to his upbringing.
Sanırım yetiştirilme tarzından dolayı.
What kind of upbringing is this?
Bu ne biçim bir terbiye böyle?
What did your fine Presbyterian upbringing teach you, Sara?
Senin o Presbiteryen yetiştirilme tarzın sana ne öğretti Sara?
You're biased because of your own Oliver Twist upbringing.
Oliver Twist gibi yetiştiğin için ön yargılı davranıyorsun.
I guess that's because of your European upbringing, Charles.
Sanırım Avrupa tarzı yetiştirilmen yüzünden, Charles.
Results: 94, Time: 0.0603

Top dictionary queries

English - Turkish