VALUABLE TIME in Turkish translation

['væljʊəbl taim]
['væljʊəbl taim]
değerli zamanını
precious time
valuable time
değerli vaktini
kıymetli vaktini
kıymetli zamanımızı
değerli zamanımızı
precious time
valuable time
değerli zamanınızı
precious time
valuable time
değerli zamanınızdan
precious time
valuable time
değerli vaktinizi
değerli vaktimizi
değerli vakitlerini

Examples of using Valuable time in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
We are wasting valuable time here.
Sadece değerli zamanınızı boşa harcıyoruz.
We're wasting valuable time. Who's we?
Değerli zamanımızı boşa harcıyoruz. Biz kimiz?
The same. I'm sure I'm wasting your valuable time, doctor.
Eminim değerli zamanınızı çalıyorumdur doktor. Aynı.
But we're wasting valuable time.
Değerli zamanımızı kaybediyoruz.
They keep fighting us, forcing us to move, wasting valuable time.
Bizimle savaşmaya devam ediyorlar. Hareket hâlinde olmaya zorlanmak, değerli zamanımızı heba ediyor.
This little freak show is a waste of your valuable time.
Bu küçük kaçığın şovu sizin değerli zamanınızı çaldı.
Herr Strasser, we are wasting valuable time.
Bay Strasser, burada değerli zamanımızı harcıyoruz.
Herr Strasser, we are wasting valuable time.
Herr Strasser, değerli zamanımızı harcıyoruz.
We are wasting valuable time. Herr Strasser.
Bay Strasser, burada değerli zamanımızı harcıyoruz.
We're very pleased that both of you could spare your valuable time.
İkinizin de kıymetli zamanlarınızdan feragat edip… bizlerle olmanıza çok sevindik.
And take valuable time away from picking out the perfect painting outfit?
Ve uzakta değerli zaman seçmek dışarı dan Mükemmel resim kıyafet?
We have lost valuable time.
Biz değerli zaman kaybettik.
I wouldn't be wasting my valuable time.
Ben değerli zamanımı başa harcamam.
I think that you are wasting your valuable time.
Kıymetli zamanınızı boşa harcadığınızı düşünüyorum.
You're wasting valuable time.
Kıymetli zamanı harcıyorsun.
Lajcak strongly criticised the rejections, saying the committee was squandering valuable time.
Lajcak, komitenin değerli zamanı boşa harcadığını söyleyerek red eylemlerini sertçe eleştirdi.
May we have a moment of your so valuable time?
Değerli vaktinizden biraz çalabilir miyiz?
Tell them I would like a few minutes of their valuable time.
Değerli zamanlarından birkaç dakika ayırmalarını istediğimi söyleyin.
You made us lose a lot of valuable time.
Bize birçok değerli zaman kaybettirdiniz.
We're wasting valuable time here.
Burada değerli zamanımızdan yiyoruz.
Results: 148, Time: 0.0524

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish