VIOLATED in Turkish translation

['vaiəleitid]
['vaiəleitid]
ihlal
violation
broken
violated
breach
been compromised
çiğnedi
break
chew
to trample
violating
a chaw
masticating
bozan
brown
tecavüz etti
rape
invading her
bozmuş gibi
breaking
ihlali
violation
broken
violated
breach
been compromised
ihlâl
violation
broken
violated
breach
been compromised
çiğnemiştir
break
chew
to trample
violating
a chaw
masticating

Examples of using Violated in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
He's being violated, you mean.
İhlal ediliyor demek istiyorsun.
It's only natural that you would feel violated.
İhlal edilmiş gibi hissetmen çok normal.
I violated the rules of the Anti-Hippocratic Society… and accept the punishment awaiting me.
Ben kitapta yazılı kuralları çiğnedim… ve cezamı kabul ediyorum.
I still don't know what part violated the law.
Hangi bölümünün kanunu çiğnediğini hala bilmiyorum.
You violated my civil rights.
Sen benim haklarımı çiğnedin.
And I did nothing. The men violated his body again and again.
Ve hiçbir şey yapmadım. Adamlar bedenine tekrar tekrar tecavüz ettiler.
Ive never violated a patients privacy before.
Daha önce asla bir hastanın mahremiyetini çiğnemedim.
I violated Department policy, violated a woman's trust, and I am really sorry.
Departman politikasını ve bir kadının güvenini çiğnedim.
You violated a trust.
Sana güvenimi çiğnedin.
She feels violated. Again.
Yine tecavüze uğramış hissediyor.
Would you say he was intolerant of people who violated procedure?
Prosedürleri çiğneyen kişilere karşı toleranssız olduğunu söyleyebilir misiniz?
I don't want justice violated, okay?
Adaletin bozulmasını istemiyorum, tamam mı?
You have violated checkpoint security.
Güvenlik noktasını ihlal ettiniz. Olduğunuz yerde kalın.
I feel violated, but the police are taking care of everything.
Kendimi iğfal edilmiş gibi hissediyorum, ama polis her şeyle ilgileniyor.
Not since the Comanche violated the treaty.
Komançiler anlaşmayı bozduğundan beri yok.
A whore who violated a married bed.
Evlilik yatağını kirleten bir fahişe.
Charlene is a lovely woman who violated the Espionage Act for you.
Charlene, Casusluk Kanununu çiğneyen hoş bir kadın senin için.
I feel violated.
Kirletilmiş hissediyorum.
Someone violated the Temporal Accord. Someone who doesn't want your mission to succeed.
Biris zaman ahengini ihlal etti… birisi senin görevini başarmanı istemedi.
I feel violated!
Kendimi kirletilmiş hissediyorum!
Results: 241, Time: 0.0746

Top dictionary queries

English - Turkish