WE HAVE GIVEN in Turkish translation

[wiː hæv givn]
[wiː hæv givn]
verdik
to give
to let
to deliver
pay
to provide
to lend
veriyoruz
we're giving
we're having
we will give
we have given
we do
we're taking
do we give
biz sana tekrarlanan yedi âyeti fatihayı ve yüce kurânı verdik
vermiş olduğumuz
sunduk
to present
to offer
to give
to submit
to provide
nasip
share
portion
may
grant
we have given
to them
verdiğimiz
to give
to let
to deliver
pay
to provide
to lend
verdiklerimiz
to give
to let
to deliver
pay
to provide
to lend
verdiğimize
to give
to let
to deliver
pay
to provide
to lend
vermiş olduklarımız

Examples of using We have given in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
The feds only have what we have given em and we haven't given em shit!
Federallerin elinde sadece bizim verdiklerimiz var ve onlar bir bok vermedik!.
We have given a law and a way of life to each of you.
Her birinize bir şeriat ve bir yol verdik.
We have given the people of Vaal the apple, the knowledge of good and evil.
Vaal halkına elma vermiş olduk, iyi ve kötünün bilgisini.
Those to whom We have given the Book know it has been sent by your Lord in truth.
Kendilerine kitap vermiş olduklarımız onun Rabbin tarafından indirilmiş olduğunu bilirler.
We have given you our daughter, we have given you everything.
Size kızımızı verdik. Size her şeyimizi verdik.
Being unthankful for what We have given them.
Kendilerine verdiklerimize nankörlük etsinler diye.
We have given scholarships to many girls all around the world.
Dünyanın farklı yerlerinde birçok kıza burs verdik.
Those whom We have given the Book rejoice in what has been sent down to you.
Kendilerine kitap vermiş olduklarımız sana indirilene sevinirler.
And are ungrateful for what We have given them!
Kendilerine verdiklerimize nankörlük etsinler bakalım!
We have given them Berlin, Prague, God knows what else.
Sırada ne var? Berlini, Pragı onlara verdik.
These: against them We have given you a clear warranty.
İşte size, onların aleyhinde apaçık olan destekleyici bir delil kıldık.
Are you annoyed we have given Yew Tree Farm to Mr Mason?
Yew Tree Çiftliğini Bay Masona vermemize kızdın mı?
And are ungrateful for what We have given them.
Kendilerine( nimet olarak) verdiklerimize nankörlük etsinler diye.
If someone is killed unjustly, We have given his next of kin certain authority.
Kim haksızlığa uğrayarak öldürülürse onun mirasçılarına yetki vermişizdir.
We have given you morphine for your ribs.
Kaburga kemiklerin için sana morfin verildi.
We have given assignments to all the new workers from the lottery.
Seçimle gelen işçilerin hepsine görevleri dağıttık.
If he is slain unjustly, We have given his heir authority.
Kim haksızlığa uğrayarak öldürülürse onun mirasçılarına yetki vermişizdir.
We have given a law and a way of life to each of you.
Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol-yöntem kıldık.
Maybe later. The unconscious knowledge we have given you will guide you.
Rehberin olacak. Belki sonra. Sana verdiğimiz bilinç dışı bilgiler.
No. We have given our lives for this family.
Hayatımızı bu aileye adadık! Hayır.
Results: 441, Time: 0.0852

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish