WEAPONS in Turkish translation

['wepənz]
['wepənz]
silah
gun
weapons
arms
handgun
silahları
gun
weapons
arms
handgun
silahlarını
gun
weapons
arms
handgun
silahların
gun
weapons
arms
handgun

Examples of using Weapons in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
With your knowledge of the layout and our new weapons we can catch the rebel leaders completely by surprise.
Senin bilgilerin ve yepyeni silahlarımızla isyancıların liderlerini hazırlıksız yakalayabiliriz.
Now, you people have hyperdrives and advanced weapons, and God knows what else.
Sizin hipersürücüleriniz, ileri silahlarınız ve Tanrı bilir daha neleriniz var.
Surrender your weapons and your identification to Agent Pearsall.
Şimdi lütfen silahınızı, kimliğinizi ve rozetinizi Ajan Pearsalla teslim edin.
Ukrainian with Russian team, German weapons, funding from the West.
Rus takımıyla, Alman silahlarıyla, Batı parasıyla bir Ukraynalı.
And he came up to me and checked if I had any weapons.
Bana yaklaşıp silahım var mı diye kontrol etti.
But with our weapons, Quinn could have.
Ama bizim silahlarımızla Quinn onu.
See, we had the weapons to kill the beast. See?
Canavarı öldürmek için silahlarımız vardı. Gördün mü?
Mark asked Joe because he knew you would say no to Tom using weapons.
Mark, senin Tomun silâh kullanmasına izin vermediğini bildiği için Joeya sormuştu.
More advanced than theirs. Our weapons are hundreds of years.
Silahlarımız yüzlerce yıldır onlarınkinden daha gelişmiş.
More advanced than theirs. Our weapons are hundreds of years.
Silahlarımız onlarınkinden yüzlerce yıl daha ileride.
Our three… three main weapons are fear, surprise and a ruthless efficiency.
Üçüncü Üç ana silahımız korku, sürpriz.
You know I love weapons.
Silahsız dolaşmam, bilirsin.
All right, let's lower the weapons. Haven't seen any.
Pekala, silahlarınız indirin Başka görmedim.
I will be asked to relinquish all weapons and personal items.
Tüm silahlarımı ve kişisel eşyalarımı bırakmamı isteyecekler.
They will come running to save what's left of their weapons.
Silahlarından geri kalanları kurtarmaya gelecekler ve geldiklerinde.
Weapons beef.- So I don't get my gun back?
Silahlı çatışma.- Silahımı geri alamayacağım?
You're hopelessly outgunned. Weapons are offline, engines failing.
Umutsuz durumdasınız. Silahlarınız çalışmıyor, motorlarınız çöküyor.
We have no weapons. If they take the Kir'Shara from you, they will destroy it.
Silahımız yok. KirSharayı senden alırlarsa yok edeceklerdir.
Drop your weapons and place your hands above your heads!
Silahınızı atın ve elleriniz başınızda dışarı çıkın!
This is the police! Drop your weapons and place your hands above your heads!
Silahınızı atın ve elleriniz başınızda dışarı çıkın! Polis!
Results: 17103, Time: 0.0512

Top dictionary queries

English - Turkish