WELL ACTUALLY in Turkish translation

[wel 'æktʃʊli]
[wel 'æktʃʊli]
aslında
actually
in fact
really
well
basically
indeed
originally
essentially
honestly
know
aslına bakarsan

Examples of using Well actually in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Well actually, one single wasp sting can lead to a serious reaction.
Şey, aslında, bir tek arı sokması ciddi reaksiyona yol açabiliyor.
Well actually, Mr. Angel was about to create problems for you and Mak.
Doğrusu, Bay Angel Mak ve sana bazı problemler yarattı.
Well actually, I'm not sure that's true.
Tam da emin değilim açıkçası.
Well actually, as a member, I'm allowed to sit
Aslında, bir üye olarak, oturup dinleyebilirim,
Well actually, more if he talked to anyone about what I said, so I checked the CCTV.
Aslında daha çok söylediğim şeylerle ilgili kimseyle konuşup konuşmadığını. Bu yüzden kapalı devre görüntülerini kontrol ettim.
Wait, wait, wait, well actually, I actually need to talk to him, so if you can just.
Bekle, bekle, bekle, aslında aslında onunla konuşmak istiyorum eğer kapıyı.
Well actually, I went to the ladies room in the lobby
Aslında lobideki bayanlar tuvaletine gittim.
Well actually, he's her godfather,
Aslında onun vaftiz babası
Well actually, before we start… Could I ask:
Aslında, başlamadan önce… şunu sorabilir miyim:
Well, that's doesn't even make any dang sense. We're gonna save the… Well actually.
Evreni kurtara… Şey aslında… bunun hiçbir mantığı yok.
Well actually, t, i have been dealing with some shit. with the prostate?
Aslında, T, birkaç şey çıktı. Dürüst olmak gerekirse, kansermişim?
Well actually, it's because the Time Lords discovered that if you take an eleventh-dimensional matrix and fold it into a mechanical then.
Aslında, Zaman Lordları, eğer bir on birinci boyut matrisini alıp mekaniğe katlarsan.
NK: Well actually I'm here because I'm the architect's son, he was my father.
NK: Şey aslında burdayım çünkü ben mimarın oğluyum, o babamdı.
And it's been my dream ever since I was a kid just to be a TV presenter, so I started my channel when I was 18. Well actually, I have always been so passionate about media in general, and presenting.
Aslında genel medya ve sunum hakkında hep bir tutkum vardı ve çocukluk hayalim TV sunucusu olmaktı, bu yüzden 18 yaşında kanalımı kurdum.
In fact, on Twitter, there were a number of people who were supportive of the revolution who said,"Well actually, we do want democracy and free expression,
Aslında, Twitterda, devrim destekçisi olan bir çok insan şöyle demeye başladı'' Şey, aslında, demokrasi ve ifade özgürlüğü istiyoruz,
WELL, ACTUALLY, THIS PURSE BELONGS TO ONE OF OUR VICTIMS.
Aslında bu çanta kurbanlarımızdan birine ait.
WELL, ACTUALLY, IT'S SILVERSTONE.
Aslında bu Silverstone.
WELL, ACTUALLY, IT JUST PASSED INSPECTION.
Aslında, sadece teftişi geçti.
WELL, ACTUALLY, WE'RE NOT QUITE IN PORTLAND.
Aslında, biz tam Portlandda değiliz.
I'm a general now. Congratulations, Colonel. Well, actually.
Tebrikler Albay. -Aslında, artık bir generalim.
Results: 97, Time: 0.047

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish