YOUR ENEMIES in Turkish translation

[jɔːr 'enəmiz]
[jɔːr 'enəmiz]
düşmanların
enemy
hostile
foe
düşmanlarınızı çok iyi bilir allah size
düşmanlarını
enemy
hostile
foe
düşmanlarınızı
enemy
hostile
foe
düşmanlarınız
enemy
hostile
foe
senin düşmanlarının düşmanlarıdır

Examples of using Your enemies in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Feeding a dog will defeat your enemies.
Bir köpeği beslemek düşmanlarınızı yenmenize yardım edecek.
It's all about timing, how well you know your enemies.
Herşey zamanlama. Düşmanlarını iyi tanıman gerek.
Your enemies aren't happy about us.
Düşmanlarınız bizden hoşnut değil.
Leave tonight, your enemies will be here tomorrow, in this room.
Bu gece git, yarın düşmanların buraya doluşsun.
He's gone. All your enemies are dead.
Tüm düşmanlarınız öldü. Gitti.
Love your enemies, Korey!
Düşmanlarını sev Korey!
Don't you believe in forgiving your enemies, senorita?
Düşmanlarınızı affetmeye inanmaz mısınız, senorita?
When you do that, Frankie, your enemies don't respect ya.
Ve bunu yaptığın zaman, Frankie… düşmanların sana saygı duymaz.
We found the traitor. He was rallying your enemies near the Shuddering Woods.
Düşmanlarınızı Shuddering Ormanında bir araya getiren haini bulduk.
If your enemies are united, divide'em.
Eğer düşmanlarınız birleşmişse, onları bölün.
You blow up like a balloon to scare off your enemies.
Düşmanlarını korkutmak için balon gibi şişiyorsun.
He would get you the message faster than anyone. If your enemies came looking for trouble.
Seni herkesten çabuk haberdar ederdi. Düşmanların sorun çıkarmaya gelince.
It was prepared for your enemies.
Bu, düşmanlarınız için hazırlandı.
At least in war, you know your enemies.
En azından savaşta düşmanlarınızı bilirsiniz.
I think you will find that they're not your enemies.
Bence, onların düşmanların olmadığını anlayacaksın.
And your enemies become your friends.
Düşmanlarınız dost olduğunda, iki arada bir derede kalıyorsunuz.
If i told you, you would have rushed out to search for your enemies.
Eğer sana söyleseydin, hemen düşmanlarını aramaya koşacaktın.
No, no questions where a statement will do, roll over your enemies with legal power.
Hesap yapılacak yerde sorular olmaz. Düşmanlarınızı kanun gücüyle devirin.
Your enemies today may very well be your allies tomorrow.
Bugünkü düşmanlarınız yarınki müttefikleriniz olabilir.
He saved your heir's life, and pursued your enemies.
O, varisinin hayatını kurtardı ve düşmanlarını kovaladı.
Results: 408, Time: 0.0419

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish