AYAKTA in English translation

up
yukarı
kalk
kalmış
çıktı
kaldır
bağlı
geldi
ayakta
doldu
bakalım
afloat
ayakta
su üstünde
suyun üzerinde
yüzdürmesi
gemideki
batmasını
kavuşabilmek için
awake
uyanık
ayakta
ayık
uyandı
uyutmuyor
uykusuz
ayılmış
survive
sağ
yaşamak
ayakta
hayatta
kurtulmuş
yaşar
kalmıştır
atlatmak
sustain
ayakta
kabul
sürdüren
sürdürmek
devam
kaldıramaz
upright
dik
dürüst
dosdoğru
dimdik
ayakta
hanif muvahhid
dininden
tektanrıcı
doğruya yönelerek
can
olabilir
edebilir
olabiliyor
edebilecek
daha
bir
yapabilir
olamaz
bile
nasıl
while standing
ayakta
dururken
duruyorduk
standing
tahammül
ayakta
kalın
yanında
geçerli
dur
ayağa
çekil
çekilin
durun
feet
ayak
yaya
metre
piyade
feet
ayakla
bir ayağını
adım
eteklerinde
outpatient

Examples of using Ayakta in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
HKM olmadan ülke ayakta duramaz.
This country can't survive without the CDC.
Hepsi bu. Bu saatte ayakta ne arıyorsun?
That's all. So what are you doing awake at this time?
Ayakta bir davetsiz misafirin kokusunu alıyorum.
I smell an intruder afoot.
Kendi partimden ayakta kalırsam, bana bir kanepe ayır.
If I can recover from my party, book me a couch.
Ayakta kalmayı tercih ederim.
I think I would rather stay upright.
Kim ayakta biftek ister?!
Who wants feet steak?
Böyle bir prensiple Suzuranda ayakta kalamazsın.
You can't survive at Suzuran with a policy like that.
Teoride onların küçük bir zinciri bir uygarlığı ayakta tutabilirdi.
In theory, a small chain of them could sustain a civilization.
Eve varınca beni ara. Geç vakte kadar ayakta olacağım.
Call me when you get home, I'm awake until late.
Western Kliniğinde, 6 ay ayakta tedavi uygulanmış.
Six months outpatient treatment at Western.
Ayakta ve kaygısız, açık yola doğru gidiyordum.
Afoot and lighthearted, I take to the open road.
Zor ayakta duruyorum ve bunu biliyorsun. Hayır.
I can hardly walk and you know it. No.
Bacakları onları daha fazla ayakta tutacak ve hızlandıracak şekilde güçlenip uzadı.
Their legs straighten and lengthen, holding them more upright and giving them speed.
Yani bayanlar, baylar tek amacımız ayakta kalmanız.
So the simple objective, ladies and gentlemen, stay on your feet.
Bak, böyle faturalar ödeyerek ayakta duramam.
Look, I can't survive paying a wage bill like this.
Sorabilir miyim gecenin bu saatinde majesteleri ayakta ne yapıyor?
At such an ungodly hour? May I ask what His Majesty is doing awake.
Gayet rutin ve… neredeyse ayakta.
Very routine and practically outpatient.
Zor ayakta duruyorum ve bunu biliyorsun. Hayır.
No. I can hardly walk and you know it.
Bazı şeyler onu ayakta tutmuş.
Some things kept him afoot.
Beyler, onu ayakta tutmayın.
Guys, get him off his feet.
Results: 2617, Time: 0.1301

Top dictionary queries

Turkish - English