Examples of using Bildik in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Bildik şu eski ve acıklı hikâyedir. En iyi tahminim.
İlgisi arttıkça, kendine bildik soruları sormaya başlamış.
Garson, bir ev salatası,- Anlamıyor musun? ama bildik sos konmasın.
Alkol. Bildik ilaçlar.
En iyi tahminim. Şey, bildik şu eski ve acıklı hikâyedir.
Pekala, sabahleyin her bildik soyguncuyu içeri almanızı istiyorum.
Bize beş tanesinin bildik maddelerden yapıldığını söyledi.
Bildik hikaye.
Scully, bahsettiğim, bildik'' Şeytanın cenin toplaması'' olayı.
Gözümde Atropin ilacı vardı, bildik jestler ve söz sanatlarını kullanıyordum.
Bu hapishanedeki bildik kadeh sözlerinden biridir.
Bildik burslu öğrenciydi.
Bildik bir şeyler.
Bildik, o demişti/ o demişti masalı.
Bildik bir şarkıyı söylemeye başladı birimiz ama sanki hep beraber söylüyorduk.
Bildik sorunlar. Ne gibi?
Bildik saçmalıklar işte. Ama garip olan.
Bildik anlamda bir örgüt değildir.
Japonların o bildik numarası!
Bildik anlamda bir örgüt değildir.