BILGILER in English translation

information
bilgi
istihbarat
enformasyon
knowledge
bilgi
bilen
bilir
bilmek
ilim
ilmiyle
ilmi
bilgelik
info
bilgi
ilgili
data
veri
bilgi
intel
bilgi
istihbarat
details
detay
ayrıntı
müfreze
detaylar
ayrıntılar
insight
içgörü
algı
bilgi
anlayış
sezgi
fikir
öngörü
bir bakış açısı
görüşünüzü
i̇rfan
intelligence
istihbarat
zekâ
bilgi
haberalma
akıl
zeki
instructions
talimat
eğitim
komut
emir
bilgi
yönerge
bir direktifle
insights
içgörü
algı
bilgi
anlayış
sezgi
fikir
öngörü
bir bakış açısı
görüşünüzü
i̇rfan
informations
bilgi
istihbarat
enformasyon

Examples of using Bilgiler in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Vereceğim bilgiler özel, gizli değil mi?
It's private, confidential? The informations I give you?
Burada oldukça kesin bilgiler veriyorum ben.
I'm giving very specific instructions.
Aslında, bu şartları değiştirecek yeni bilgiler ortaya çıktı.
Actually, new details have emerged that alter those terms.
Birkaç hafta boyunca Irina Derevko CIAe önemli bilgiler sağladı.
During the next several weeks, Irina Derevko provided meaningful intelligence to the CIA on several occasions.
Bay Turek, polis çalışmalarına dair edindiğiniz bilgiler inanılmaz. Evet.
Mr. Turek, the insights you obtained into police work are unbelievable. Yes.
Apophisin baş adamı olarak Tealc, düşman kaynakları ve… taktikleri hakkında çok değerli bilgiler sağlamıştı.
Teal'c provided valuable insight to the enemy's resources and tactics.
Vereceğim bilgiler özel, gizli değil mi?
The informations I give you it's private, confidential?
Bayan Vera bana çok özel bilgiler verdi.
Mrs. Vera gave me specific instructions.
Tutuklular bize çok değerli bilgiler verdiler.
Those prisoners gave us valuable intelligence.
Natashanın babası, Dmirty hakkında bana çok ilginç bilgiler verdi.
He gave me some very interesting details on Natasha's father, Dmitry.
Araştırmalarım birçok hayatı kurtaran bilgiler edinmemi sağladı.
My studies have given me insights… that has saved many lives.
Ne tarz bilgiler?
What kind of insight?
Ama görüyorum ki kişisel bilgiler eksik. Mükemmel.
Perfect. But your personal details are missing.
Bak, sadece… bazı bilgiler toplamamız gerektiğini söyle ona.
Look, just… tell her that we need to gather some intelligence.
Özel Bilgiler.
Special instructions.
Mükemmel. Ama görüyorum ki kişisel bilgiler eksik.
Perfect. But your personal details are missing.
Lütfen.- Bize bilgiler gerekiyor.
So please. We need the intelligence.
Gazetenin içinde gerekli bilgiler var.
All the details you need are in the newspaper.
Hiçbir şey. Elinde milyonlarca insanın hayatını kurtaracak bilgiler var, Bayan.
Nothing. You have intelligence that will save millions of lives, young lady.
Bu ortak fon hakkında elinizde ne tür bilgiler var?
What kind of details do you have about this communal fund?
Results: 4650, Time: 0.0436

Top dictionary queries

Turkish - English