DERINDE in English translation

deep
derin
koyu
derinlemesine
derinliklerinde
derine
içine
skin
deri
cilt
ten
tenli
postunu
deeper
derin
koyu
derinlemesine
derinliklerinde
derine
içine

Examples of using Derinde in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
İçimde bir his var Ve kökleri çok derinde ve çürük.
There's a feeling I get. And its roots are deep and rotten.
Sonuncu bayağı derinde.
Last one's in deep.
Hayatta kalmak, 1500 metre derinde bir hayli zordur.
Survival is difficult at 1500 meters depth.
Hepsi göz alıcıydı ama derinde ağır notaları vardır.
It got all jazzy, but underneath that are heavy riffs.
Gördüğün üzere, kitle derinde prefrontal korteks içinde.
As you can see, the mass is deep within the prefrontal cortex.
İkinci kurşun derinde.
Second bullet is deep.
Çentikler yeşil küfün ulaştığı yerden daha derinde.
The nicks are deeper than the extent of the green patina.
Kurşun çok derinde.
That slug's in deep.
Onun kafasındaki yara çok derinde canım.
His head's hurt on the inside, honey.
Hayır, efendim. Kişinin en derinde tuttuğu inançları eylemleriyle uyuşmadığında gerçekleşir.
No, sir. It occurs when one's most deeply held convictions.
Hayır, efendim. Kişinin en derinde tuttuğu inançları eylemleriyle uyuşmadığında gerçekleşir.
It occurs when one's most deeply held convictions No, sir.
Bu yüzeydeydi ama bunlar daha derinde gibi gözüküyor.
That one was on the surface, But these look like they're gonna be deep.
Ama Olivianın yanıkları çok derinde.
But Olivia's burns are deep.
Harika bir burnun var, gözlerin derinde.
Come on. You got a great nose, those deep-set eyes.
Acının ve yaraların ardında, derinde bir yerlerde o parçan kendini
Deep down, buried beneath the scars
Dişi yaklaşık bir metre derinde bir kuluçka için yüzgeciyle kumu kazıyor. Ve içini 80 kadar yumurtayla dolduruyor.
The female uses her enormous flipper to laboriously dig a nest around a meter deep and fill it with about 80 eggs.
Rezerv, birkaç yüz metre derinde ama ulaşmak için su boşluğunu geçmemiz gerek.
The reserve is several hundred feet deeper, but we have to pass through what appears to be a large pocket of water to reach it.
Ama derinde bi yerde, dünyada herşeyden fazla ihtiyacım olan Onu bulmak babamı bulmak.
But deep down, I think I have always known what I really need more than anything else in the world is to find him to find my dad.
Ve içinde, derinde bir yerlerde büyük bir aşka sahip bir kadın var. Güzelsin, akıllısın.
Is a woman capable of great love. You're beautiful and smart and I know that somewhere deep inside you.
Inananlar var… daha da derinlerinde yattığına Çekirdeği kadar derinde… Sırların, dünyanın.
As deep as its very core. There are those who believe the secret lies even deeper within the Earth.
Results: 207, Time: 0.0373

Top dictionary queries

Turkish - English