Examples of using Has in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Harrison işlerini kendine has bir şekilde hallederdi.
Kendime has düşünce tarzım yüzünden Akademiden atıldım.
Kontun kendine has bir hayat tarzı olduğu kesin.
Gelinlik has ipekten fildişi rengi taftadan yapıldı.
Sen has adamsın.
Ona has özelliklerden biriydi.
Çünkü has adamlar dışarda kavga eder.
Hepsi has erkekler.
Kendine has. Duygusal Jeeta.
Kendine has, karanfil ve tarçınla tütsülenmiş kuzu eti yapıyor.
Kendine has gariplikleri vardı.
Nashin has elemanıydı.
Tüm yapıların kendine has bir rezonans frekansı olur.
Has, zevk meleği.
Oradaki tepede kendine has küçük bir şapel gibi.
Böylece, hackerlar matematiğe has bu karmaşıklıkta şifreleri kıramazlar?
Roma göçmenlerle kendine has bir yöntemle baş eder.
Kendine has usulüyle parayı iade etti.
Çok yoğun, has ve keskin bir tadı vardır.
Çok yoğun, has ve keskin bir tadı vardır.