IHTIMAL in English translation

possibility
olasılık
mümkün
ihtimal
muhtemel
imkanı
olanağı
chance
şans
fırsat
risk
ihtimali
olasılığı
scenario
senaryo
ihtimal
durumda
en
possibly
muhtemelen
ki
olabilir
belki
mümkün
büyük ihtimal
imkan
likely
muhtemelen
olası
büyük olasılıkla
mümkün
daha
ihtimali
olasılığı
yüksek
yatkın
odds
şans
olasılık
ihtimaller
bahisler
oran
oranları
possible
mümkün
olası
muhtemel
olabilir
olabilecek
en
imkansız
ihtimali
olasılığı
olanaklı
case
vaka
dosya
durum
olay
çanta
davayı
dava
might
olabilir
mayıs
belki
mayi
olabilir mi
maye
edebilir miyim
prospect
çaylak
çömez
olasılığı
ihtimalinden
umudu
beklentisi

Examples of using Ihtimal in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Bu ihtimal benim için, çok heyecan vericiydi.
The prospect of that, For me, was really exciting.
En kötü ihtimal, sen dosyayı alır
Worst case, you get the file
Eşit ihtimal. Düzenleme böyle.
That's the arrangement. Evens the odds.
Tamam, kaç ihtimal var kodu çözebilmemiz için?
Okay, how many possible codes could there be?
Bu sadece bir ihtimal.
That's just possibly.
En kötü ihtimal.
Worst-case scenario.
Bu çok düşük bir ihtimal, efendim.
It's looking less likely, sir.
Kimyamız tuttu bile denilebilir bir ihtimal.
I might even call chemistry… adjacent.
Bu ihtimal hakkında emin değilim.
I am uncertain about the prospect.
Bir makinede ihtimal bir buçuk milyonda birdir.
The probability on one machine is a million and a half to one.
Artık en iyi ihtimal ikinci derece cinayet.
Best case now is second-degree murder.
De 1 ihtimal dedi ama bu doğru değildi.
She said the odds are 1 in 12, but that isn't true.
Bunu bilmene ihtimal yok.
You cannot possibly know this.
Köpeğin hile olması da ihtimal.
It's also possible the dog was a trick.
Ama bu kesinlikle en kötü ihtimal.
But that is the absolute worst-case scenario.
Cerseinin savaşı kazanmasından daha düşük bir ihtimal.
Sounds a lot less likely than Cersei winning this war.
Kentbüyük ihtimal saldırya ugradıgını düşündü
Kent probably thought he was being attacked,
Tabi, bu ihtimal artık seni korkutmuyorsa.
Unless, of course, that prospect no longer frightens you.
En iyi ihtimal: Kariyerim boyunca bir kara leke beni takip eder.
Best case, a black mark that follows me my whole career.
Bir makinede ihtimal bir buçuk milyonda birdir.
Is a million-and-a-half to one. The probability on one machine.
Results: 477, Time: 0.0458

Top dictionary queries

Turkish - English